UBUDİYET… Her yönüyle ALLAHIN emirlerine İTTİBA etme, UYMA, İTAATLA BAĞLANMA, koyduğu YASAKLARDAN, HARAMLARDAN, nehiylerinden de içtinâb etme yani uzaklaşma hâlisdir *UBUDİYET*… Tabiidir ki; Müslümanlar Rabbimizin Emirlerini yapmak ve yasaklarından kaçınmak zorundadırlar. UBUDİYET, Kul’luk bilincinin ÖZ’ÜNÜ TEŞKİL EDER. Kulluk ifadesi sadece NAMAZ, ORUÇ, ZEKAT, HACC ibadet’lerini içine almaz. Mükellefin kul ile, Allah Celle Şanuhu ve toplum ile […]
Kategorie: Tervihalar
MUCİZE… Sadece ve SADECE Peygamberlere HAS HARİKULADE, OLAGANÜSTÜ hâl’dir *MUCİZE*… Gerçekte MUCİZE; tabiat kanunları ve âdetler üstü, FEVKALADE, MUHTEŞEM BİR OLAY’DIR. Allahu Teâlâ Mucize ile inkârcıları, bir benzerini getirmekten ÂCİZ bırakır; peygamber olarak SEÇTİĞİ ZAT’I TASDİK EDER, peygamberlik iddiasının doğruluğunu İSPAT etmek için onda âdetler üstü HARİKA bir şey gösterir. İşte bu, onun peygamberliğini ispat […]
GAYB… Manâ itibariyle *GAYB*: Hazır bulunmayan, GİZLİ OLAN. Duyu organlarıyla doğrudan ya da dolaylı olarak ULAŞILAMAYAN bilgiyle kuşatılamayan, müşâhede alanının DIŞINDA kalan her şeydir. Kur’anı Kerimde GAYB kelimesini, insanların içlerinde taşıdıkları şeyleri, gelecekleriyle ve dönecekleri yerle ilgili hususları, geçmişte kalmış kişi ve olayların bilgisini, İNSAN DIŞI VARLIKLAR dünyasını, AHİRET HAYATINI ve GELECEK olayları içine alacak […]
SAHABE… manâ itibarıyla *ASHAB*: Arkadaş anlamına gelen – SAHİB – kelimesinin çoğuludur. *ASHAB*: İslami ıstılahta Peygamber efendimizin (sav) Allahın Rasulü, Peygamberi olduğuna İMAN ederek ONU GÖREN ve Müslüman olarak ölen kimselerdir. Sahabi sayılabilmek için AZ DA OLSA Peygamber efendimizle görüşmek şarttır. Peygamber Efendimizi (sav) RÜYASINDA görenler Sahabi sayılamazlar. Peygamber efendimizi henüz kendisine Peygamberlik gelmeden önce […]
DAVA…. Hemen ifade edlim ki; DAVA’DAN kasdımız, EN MUKADDES dava, en HAYIRLI MÜCADELE, en GÜZEL UĞRAŞ tabii ki İSLAM DAVASI’DIR. Dava lügatte; Takip edilen FİKİR, İDDİA, bir kimsenin hakkını aramak üzere UĞRAŞ VERMESİ, hakkı olanın İDDİA ETMESİ, kendini haklı görüp veya zannedip ÜSTÜN FİKİR beyan etmek, Cenabı Haktan HAYIR VE RAHMET dilemek. Bir kimseyi bir […]
ALLAHUEKBER… İnanıyorum ki *ALLAHUEKBER* kelâmını anlamak EZAN’I anlamaktan geçer. Ya da şöyle de diyebiliriz; *ALLAHUEKBER* lafzı en güzel şekliyle, MİNARE’LERDE, ŞEREFE’LERDE ve EZANI MUHAMMEDİYYE ile ifade edilmektedir. *ALLAHUEKBER* Lafızlarıyla Mutlak ve Siyasi hakimiyetin ancak ALLAHA AİT oldugunu Dünyaya ilan eden Ezanı Muhammedi, İslam toplumunun YÖNETİM ŞEKLİNİN, ancak İslam dininin hayat kurallarına, DÜSTURLARINA dayalı olabilecegini bildirir […]
ELHAMDULİLLAH… Allahu Teala’yı ve O’nun Rabliğini anlayan samimi bir müslüman hamdi’ni yalnızca Allah’a yapar. O her zaman *ELHAMDULİLLAH* diyerek Yaratıcıyı hakkıyla ÖVER VE YÜCELTİR. *HAMD*, bir nimetin veya güzelliğin KAYNAĞI ve sahibi olan gücü, övgü ve yüceltme sözleriyle anmaktır. Bir başka deyişle *HAMD*; isteğe bağlı bir iyiliğe veya onun başlangıç noktası olan bir yardıma karşı, […]
SÜBHANALLAH… Başta Namazlarımızda olmak üzere en çok dilimizdeki zikirlerden birisi SÜBHANALLAH’TIR. *SÜBHANALLAH* ifadesi, Allah’ın mahlukatı ve eserleri karşısında duyulan hayret ve şaşmayı ifade etmek için söylenir. SÜBHANALLAH, Cenabı Hakk’ın ZATINDA, SIFATINDA ve EFALİNDE – FİİLLERİNDE bütün KUSUR’LARDAN, EKSİKLİKLERDEN, NOKSANLIKLARDAN UZAK olduğunu ifade eden bir yüce kelâm’dır… SÜBHANALLAH*, Allah Celle Celaluhu Noksan’lıklardan, Eksikliklerden münezzehtir demektir. Cenabı Hak şerikten yani […]
HURAFE… Sağlam DİN’İ akide’nin yerine yerleştirilme gayesi ile ortaya konan *HURAFE* basit bir ifade ile, UYDURULMUŞ HİKAYE VE RİVAYET’LER bütünlüğüdür. Bu hikâye ve rivayetleri aktarma ve benimseme tutumu. Bunlar genellikle dinin bir PARÇASI VEYA GEREĞİ olarak aktarılarak gelmiş,ne yazık ki, benimsenerek DİN’İN öz’ünden sanılmış, gerçekteyse din’le ilgisi bulunmayan, SONRADAN KATILMIŞ aslı astarı olmayan hikâye ve […]
AZİM… ÂZİM ya da ÂZM; Lüğatte *ISRARLA İSTEMEK*, kasdetmek, KARAR VERMEK, KESİN KARAR, İRADE, SABIR*… gibi anlamlara gelir. Bir işin yapılmasından önceki aklî teamüllerle PSİKOLOJİK ARZU ve eğilimlerin doğurduğu tereddüt döneminden sonra o işi şu veya bu şekilde yapmak husûsunda bir tercihe ulaşılırsa bundan AZİM, ulaşılmazsa tereddüt ve ŞAŞKINLIK hali oluşur. Kuranı kerimde beş yerde […]