GUL EUZU BIRABiL FELAK…

Felak Suresini okumayae;*Gul euzu birabbil Felak*diye başlıyoruz. Örnegin Fatiha suresine baslarken,*Alemlerin Rabbina* derken Felak suresinde;* De ki: „Ben ağaran sabahın Rabbine sığınırım.*diyoruz.Bu sure Medine dev­rinde nazil olmuş, beş ayettir. *Felak* Arapcada, „Yarmak“, „Açmak“, „Çatlatmak“ manala­rına geliyor. Sabahın karanlığını yırtma haline „felak“ demliyor. Biz de sabahın sahibine sığınırız, sabahın Rabbine sığınırız derken aslında gözünüzün önünde Peygamber Efendimizin (sav) Mekke ve Menide’deki zor günlerinde karanlığın en şiddetli anına ulaştığı bir zaman da ufuktan ışığın beliriverdiği geliyor. O kopkoyu karanlıkları ufukta beliren bir ışıkla tan yerini aydınlatan Allahu teala, kafirlerin küfrünün, zulmünün en katı, en karmaşık en koyu olduğu bir anda İslâm nurunu yayıvereceğini de gözümüzün önüne geti­rerek, bu felakın sabahın Rabbine sığınmış oluyoruz. Tirmizinin zamanimiza aktardigi hadis mealen söyle:** Resûlü şöyle buyurur:**Korunanların en kıymetli korunağı olanı haber vereyim mi?” “Evet” dediler. O da, Felâk ve Nâs sûrelerini okudu.**

Mekke’de dâveti gün geçtikçe çığ gibi büyüyen Rasulullah efendimize ve beraberindeki Müslümanlara karşı Mekkeli müşrik ve müstekbirlerin muhalefetlerinin had safhaya ulaştığı, Kâfirûn sûresinin gelişiyle de artık mü’minlerle uzlaşma ümitlerinin bittiğini anlayan müşriklerin bütün güçleriyle Müslümanların üzerine çullandıkları, Müslümanların adım adım takip edildikleri, ben Müslümanım diyen birisinin âdeta işkenceye adaylığını koyduğu bir dönemde, Her evden, her aileden Peygamber efendimize (sav) ve beraberindeki mü’minlere beddualar yükseliyordu. Ölsün.  Yansın. Kahrolsun. Yok olsun. diye insanlar beddualara ve düşmanlığa başlamıştı. İşte böyle bir dönemde, kendisine ve beraberindeki bir avuç Müslüman’a düşmanlıkların, saldırılarının had safhaya ulaştığı Peygamber efendimize (sav) ve onun yolunun yolcularına Allah bu iki sûresiyle kendisine sığınmayı emretti. Müfessirin ulema;Gözden, göz değmesinden korunması için Rabbimiz peygamberimize bu sûreleri indirdigini de ayrica beyan etmislerdir…

Mekkeli müşrikler Rasulullah’ın dâvetinin önünü alamayınca çeşitli çareler araştırdılar. Ona nasıl zarar verebileceklerini, Onun önüne nasıl geçebileceklerini, nasıl susturabileceklerini düşünüp araştırdılar. Bir süre riyazata çekilip, gözlerin bakışını keskinleştirip göz değmesiyle Rasulullah efendimizin (sav) işini bitirmeyi denediler. Bazi tefsircilerimizin beyanina göre; böyle ehli riyazattan göz değmesi güçlü olduğuna inandıkları adamları getirtip nazarlarıyla peygamberin işini bitirmeyi bile denemişlerdir. İşte onların bu tuzaklarına, bu hilelerine karşı Rabbimiz bu sûreleri indirerek peygamberinin bu sûrelerle kendisine sığınmasını emretti deniliyor. Kur’an-ı Kerîm’in başka yerlerinde de görüyoruz ki böyle bir durumda Rabbimiz, Musa aleyhiselama sihirbazlar karşısında rasulünün kendisine sığınmasını emretmektedir. Bir tehlike ile, bir düşmanlıkla, bir sihirle karşı karşıya kalan elçilerinden kendisine sığınma istemektedir. Müslümanlar da aynı durumda kalınca elbette onlar da aynı şeyi yapacaklardır. Hatta, Peygamber efendimize (sav) bile sihir yapıldigi ifade edilmektedir…

Kardeslerim, Fatiha Suresi ile başlarız Kur’ânı kerimi okumaya. Felak ve Nas Süreleriyle sona erdiririz. Fakat orada bırakmayız. Tekrar Fatiha Suresi ve Bakara suresinin ilk beş ayetini okuruz. Bu usül, Peygamberimizin (sav) emri üzerine yaptığımız bir sünneti seniyyedir. Yani Kur’anı kerimi sona erdirmiyoruz. Sona varıyoruz ama aynı anda ye­niden başlıyoruz. Fatiha suresine; Kur’anı kerimi baştan sona okuduğumuzda mü’minlerin bu dünya üzerinde nasıl bir devlet, nasıl bir saadete erecegine inaniyoruz. Adem aleyhiselamdan, Nuh aleyhiselama, İbrahim aleyhiselamdan, Musa aleyhiselama, İsa aleyhiselamdan Peygamber Efendimize kadar örneklerle ruhumuz huzur buluyor. Rabbimiz, peygamberlerinin ka karşısına dikilen düşmanlardan da örnekler veri­yor. Onların küfründen, katlinden, cinayetlerinden, hiyanetlerinden, iş­kencelerinden haberler verdikten sonra, Kur’anı kerimin son surele­rinde Biz Rabbimize yöneliyoruz; *felakın sahibine sığınırım* diyoruz. (M.Toptas.Sifa Tefsiri) Yani karanlıkları giderip aydınlığı getiren Allaha sığınırım diyoruz. Elhamdulillahi rabbel alemiyn…

Sermedkadir…

Schreibe einen Kommentar

Deine E-Mail-Adresse wird nicht veröffentlicht. Erforderliche Felder sind mit * markiert