Gören gözümüz, duyan kulaklarımız, düşünen beynimiz, her düşündüğümüzü ifade eden dilimiz, milyarlarca insan içinde farklı ses tonumuz, şekil ve şemailimiz, sağlık, sıhhat ve bedeni özelliklerimiz, bazıları hiç durmadan estetik ameliyat olsa da; her yüz’de ayrı bir güzellik, yakışıklılık… Sayarken zorlanacağımız kadar özelimiz ve güzelliklerimiz var ve bütün bunlar takdiri ilahi dediğimiz, Rabbimizin bizlere vermiş olduğu nasibimiz, kısmetimiz, ilahi iradenin bizlere hediyesidir. Verilen bu armağanların yanında bin bir çeşit meyve, sebze, türlü çeşitli yiyecek içeceğin yanında göz ve gönül zevkimiz de bizlere sunulmuştur. Rengi, kokusu, özelliği ve güzelliğinin yanında binbir renkli çiçekler, dört mevsim değişen klima dikkat edilirse doğa da her şey insanlığın hizmetine verilmiştir. Gani, Rezzak, Rahman, Rahim olan, her şeyi en güzel şekilde tanzim eden Rabbimize hamdolsun…
Rabbimizi irade buyurduğu oranda nasibimizi, kısmetimizi toplarken; nimet azgınlığı, şükürsüzlük, ben kazandım edasıyla gurur köleliği, mal, mülk, para azgınlığıyla küçük dağları ben yarattım tavırlı şeytani kibir; elinde olanla yetinmeyip, rüşvet, irtkap, hırsızlık, fahiş yollara sapma azgınlığı, araç olan her ne varsa amaç edinme hastalığı, her zaman kendinden daha zengın olana bakarak hiç bir zaman mutluluğu tadamama hasedi, *Onun var da neden benim yok* kıskançlığı ancak elem, keder, acı veren; karın ağrısından başka illet bırakmayan çekememezlik, kıskançlık, umutsuzluk aşılayan menfi duygulardır. Kanaat en güzel hazinedir hadisi ilahi iradenin yapmış olduğu paylaşımı yeterli görenler için geçerli bir kazanımdır. Yoksa bir vadi dolusu altını olsa bir insanın gözü aç ise doymayacağı açıktır. Hamd edecek, şükredecek, elhamdulillah diyecek o kadar sebebimiz var ki; hani büyüklerimizin söylediği gibi inkâr edersek; gözümüze dizimize durur…
Allahın takdiri sözü inanan insanların başvurduğu en güzel kabullenmenin başında gelir inancındayım. Kaderimizde ne varsa mutlaka karşımıza çıkacağnın bilinciyle yaşarız. Talihimiz yaver gitsin diye dua ve niyazlar eder güzelliklere tâlip oluruz. Nasibimizde ne varsa mutlaka dünya hayatında görmeden gözlerimizi kapatmayacağımıza inancımız tamdır. Ömrümüzü binlerce kilometre uzakta alınteri dökerek nasibimizi kazanırken; yiyecek ekmeğimiz, içecek suyumuz buradaymış meğerse ki diye razı oluş sergileriz. Rabbimizin taksimine her zaman amenna ve saddakna ölçüsünde gönül rızasıyla uyum gösteriririz. Dünya hayatında payımıza her ne düştüyse ondan daha fazlasını istemenin boş bir emel olduğuna inanırız. Evet işte bütün bu ve buna benzer beklentilerimizde elimize her ne geçtiyse nasip, kısmetimiz bildik, Ekmeği, suyu, bütün nimetleri paylaştıran Rabbimize sükürler olsun…
Kardeşlerim, Nasip, kısmet, paylaşma, talihimiz, kazanımlarımız, Rabbimizin taksimi, rahmet, bereket gibi hususlar akıl nimeti taşıyan insanlar için reddedilecek bir mevzuu değildir. Allahu teâla bizleri yaratıp öylesine salıvermemiş aynı zamanda doğumundan ölüm vaktine kadar bizim her türlü ihtiyaçlarımızı gidermiştir. Rabbimiz, *sizleri yeryüzüne yerleştirdik, gökten bol bol yağmurlar yağdırdık, altlarından da ırmaklar akıttık* buyuruyor. Sadece bununla iş bitmiyor; Rabbimiz insanoğluna mal, mülk, servet, güç, kudret, kuvvet, farklı beden yapısı, cüsse, boy, pos, endam, dünyada her türlü üstünlük sebebi sunmuştur bunlar her canlıya ayrı ayrı hediye edilmiştir. Yeryüzünde imkân verilenler, mal mülk, ekonomik güç, sosyal statü verilenler kendi paylarına düşeni almışlardır. Allahu teâla verdiği nimetlerle insanlığı denemekte, sınamaktadır. Dünyamız imtihan alanıdır. Zira mülkün sahibi Allah’tır. Kendilerine her türlü nimet sunulanlar ise; O mülk üzerinde halifelik makamına getirilmiş insanlardır. Rabbim bizleri takdiri ilahiye karşı gelmekten, nimet azgınlığından, inkârcılıktan muhafaza buyursun…
Sermedkadir…