Bilhassa gençlerimizin namaz kılmasından muzdarip olan bazı ibadet karşıtları, samimi genç müslümanların mükellefiyetlerini ifâ’daki aleniyetten duydukları rahatsızlığı yine *ibadet de gizli kabahat de* sözüyle haklı göstermeye çalışırken, reklam malzemesi yapılan en küçük yardımları dahi *gizlenecek bir ibadet* saymıyorlar nedense. Böyle tipler de, gençlerin aleni ifâ ettikleri namaz ibadeti için çatılara çıkmak zorunda kalması da birer ibretlik vakadır. Hayli zaman önce televizyon kanallarından birinde, okul çatısında namaz kılarken görüntülenen lise öğrencilerinin haberi verildikten sonra, o sırada stüdyoda konuk olarak bulunan bir iş adamı, spikerin “Ne diyorsunuz?” sorusu üzerine yüzünü ekşiterek fetvayı yapıştırıvermişti: *Çok şükür hepimiz müslümanız. Ama ne demişler; ibadet de gizli, kabahat de.* Spiker, bu epeyce meşhur iş adamına, “İyi de sen İslâmî ölçülerde kabahat, hatta düpedüz günah sayılan sefahat âlemlerini bırak saklamayı, medya mensuplarını çağırarak niçin haber yaptırıyorsun öyleyse?” diye soramadı tabii.
Sorsaydı, muhtemelen “Allah’ın bildiğini kulundan niye saklayayım” gibi bir cevap alacaktı belkide..Dilin kemiği yok, istenilen yere dönebiliyor. Sıradan insanlar tarafından servetlerine yahut mevkilerine gösterilen itibarın, akıl ve ilimlerine gösterildiği zannıyla kimsenin aklını beğenmeyen, doğruyu araştırıp öğrenme ihtiyacı duymayan böyle tuzu kuru modern müslümanlara meram anlatmak oldukça zor… muhakkak ama bizim bu vesile ile asıl üzerinde durmak istediğimiz, şu, *ibadet de gizli kabahat de* tabirinin hakikati. Öncelikle bu söz bir emir değil, tavsiyedir. İbadeti de kabahati de gizlemenin daha doğru, daha faydalı olduğunu öğütler. İkincisi, “ibadet” kelimesi burada sadece nafile olani kast etmek üzere özel yahut dar anlamda kullanılmıştır. Eskiden medreselerde okutulan “beyan” ilminde bu tarz ifadeler için “umumu söyleyip hususu kast etmek” tarifi öğretilirdi. Yani genel bir ifade kullanılmış olsa da o genel kategorinin içinde yer alan küçük bir bölümün anlatılmak istendiğine dikkat çekilirdi. Nitekim en genel anlamıyla “ibadet”, kulun Allah’a bağlılığını, hürmetini, muhabbetini, şükrünü sunmak; O’nun karşısında aczini itiraf etmek üzere yaptığı bir takım iradî fiillerdir.
Allah rızası gözetilerek yapılan her fiil, her davranış *ibadet* kapsamına girer. Hayatın hemen her sahasını kapsayan bu kadar geniş çaplı davranışların gizlenmesini istemek, kişinin ferdi dairesinden, özelinden dışarı çıkmamasını istemektir ki olacak iş değildir. Fıkıh terimi olarak ise ibadetin kapsamı biraz daralır, nasıl yapılacağı Allah ve Rasulü tarafından belirlenmiş namaz, oruç, hac, zekat, kurban, cihat.. gibi mükellefiyetleri karşılar. Bunlar içinde de mesela cuma namazını, haccı, kurbanı, gazayı, bu ibadetlerin şartları gereği, gizlemenin imkanı yoktur. Kaldı ki *vecibe* olan ibadetler müslümanın şiarıdır. Çevresindeki insanlar, ibadetine bakarak kişinin müslümanlığına şehadet edebilirler. Öte yandan bu ibadetler, Cenabı hakka karşı bir borcun edâsı olmak yanında, fertler kadar toplumların da İslâmî ölçülere göre inşasında rol oynar. Bu çerçevede aşikare, aleni yapılması çok zaman bir gereklilik olur. Rabbim utanacagimiz, yüzümüzün kızaracagı hareketleri nasip etmesin…
İslâm seriatını yaşanılan hayatın bir çeşnisi, ihmal edilebilir bir ayrıntısı gibi sunmakla yükümlü kadrolu ilahiyatçı akademisyen tiplerden *Bana göre* diye başlayan fetva cüretkârlığınin yaygınlaştıgi günler icindeyiz. Bazen ezberlerine ters gelen müslümanca bir duruşu mahkum etmek için, inancımızın incelik taşıyan tabirlerini gelişigüzel kullanabiliyorlar. Kişi yapacagı tercih sonucunda yani cuzi iradesini kullanarak, ya yeryüzünde insan onur ve haysiyetine yakışır şekilde bir hayat sürdürme yolunda, ya da tam tersi olan bozuk, ifsad edilmiş bir hayat tarzını devam ettirecektir. Bunun neticesinde insan sürdürdügü hayat tarzına yönelik mükafat ve cezayı haketdecegini bilmek durumundadır. Günah, hata, kusur, kabahat ve masiyetleri meziyet, ibadetleri ise suç sayan bir düzenin baskısı yüzünden yahut nefsimize hoş gelen cazibesinden zaman zaman yalpalıyor, inancımızın öngördügü şekliyle degil de tabir caizse ibadetleri törpüleyerek topluma sunan çeyrek imam görüntüsü veren akademisyenlerden Rabbim cümlemizi korusun…
Sermedkadir…