Günümüzde, araya mesafe koydum sözünü daha sık duyar olduk. Kendi öz benliğinden uzaklaşma eğiliminde olanlar, köklerine yabancı kalanlar, göreneklerine Avustralya kadar ırak bulunanlar, gelenekleriyle en ufak bir benzeyişe tahammül edemeyenler, örf sözcüğünden nefret edenler, anane kavramını gençlik çağına gömenler, büyüklerinin beş vakit namaz kıldığına bir türlü akıl erdiremeyen starbruck yetişkinleri, Bin küsur yıldır yüreğimizi hoplatan mehteran bölüklerini trompet tıngırtısına fedâ eden yenileşme taraftarları, hakeza bin küsur yıllık kütüphaneleri boşaltıp denize döken kültür ve edebiyat avcıları, ana babasına bile bir kaç gün zor tahammül eden huzurevi sevdalıları, Yerli ve milli ne varsa tüketip kolaycı bir yaşantıya adapte olan montaj tutkunları, Ezan sesine karşı kin ve nefretini kusan arya, klasik kilise müziği sevdalıları, Secde mahallinde alnına toz bulaşağını zanneden kilise, havra, lama, yoğa aşıkları, ğaflet, dalalet hatta hıyanet faaliyetlerine bile hoşgörü ve toleranla yaklaşma eğilimleri güdenler kendi kültürel değerlerine mesafeli duruyorlarmış. Evet ğayet belli oluyor.
Mutlaka bu ve buna benzer yabancılaşma eğilimlerinin birden çok nedenleri, sebepleri mevcuttur. Sebeplerden birisi belki de en önde olanı sanıyorum ğaflete dalarak ya da gaflet uykusuna gömülerek, bu duruma gelmenin, aldanışın en büyük nedeni dünya ve dünyalık nimetlerdir. Özellikle yaşadığımız dönem içerisinde bu hâl daha açık bir şekilde kendini göstermektedir. Alimlerimiz bu bakımdan insanları üç gruba ayırıyor: sırf dünya için çalışıp ahireti terk edenler, ahirete yönelip dünyayı terk edenler, dünyayı da ahireti de ihmâl etmeyen denge insanları. Akıllı, uyanık bir insan üçüncü gruptadır. Diğer iki hal ise ğaflet ehlidir. Uzaklaşır, farklılaşır, başkalaşır, asimile olmaya taraftar kimliğiyle bir bakarsın ki, Tevfik Fikret’in oğlu Haluk gibi hristiyan aleminin papazı olarak kaybolup gitmiş. Kaybolmasın diye çırpınan nice mütefekkir insanımız ğayretle uğraş verse kara kitaplar yazsa da günümüze kadar uzanan kendi milliyetini muhafaza edemeyenlere engel olamamışlardır…
Araya mesafe koydum sözü aslında çok masum gibi görünen ama özünde kopmayı, yitik bir nesil olmayıi, kayıp bir toplum üyeliğine razı olmayı beraberinde getiren uzaklaşma eğilimidir. Asimile olan insanlar dünya hayatına sadece zevk, eğlence, gününü gün etme, ekonomik olarak güçlenip kendi tabirleriyle hayatlarını yaşama arzusuyla sınırlıdır. Bu neşe, zevk, şamata arzusu aynı, bir ip yumağının ardından koşup oynayan küçük bir kedi yavrusunun neşeli hâline benzer. İnsanları eğlendirir ama düşündürücü bir yanı da vardır. Kedinin o endişesiz ve masumane tavırları, yiyip içip oynamaktan başka bir derdinin olmayışı dikkat çeker. O an için tek hedefi yuvarlanan yumakla oynamaktır. Bütün dikkatini ona vermiştir. Hayatın kayğıları, hüznü ve düşündürücü yanları onun için anlamsızdır. Ekonomik sıkıntılar, doğal afetler, ölüm, ahiret, geçmiş, gelecek gibi şeyler de bu sevimli yaratığı hiç mi hiç alakadar etmez, ilgilendirmez. Ne yazık ki zamanımız toplumu da aynı bu minvalde hayat süren, gününü gün etme çabasında olaylara ve insanlara ekonomik bakan kafa yapısındadır…
Rabbimiz Araf suresi ayet. 179. da mealen şöyle buyurmaktadır:***Andolsun, biz cinler ve insanlardan birçoğunu cehennem için yaratmışızdır. Onların kâlpleri vardır, onlarla kavramazlar; gözleri vardır, onlarla görmezler; kulakları vardır, onlarla işitmezler. İşte onlar hayvanlar gibidir; hatta daha da şaşkındırlar. İşte asıl gafiller onlardır.*** İnsan unsuru, akıl niğmetinin vermiş oldugu özellik ve güzellik sebebiyel çok daha uyanık ve farklı yaşantının sahibi olmalıdır inancındayız. Ömrünü ğaflet içinde geçiren insanın hali biraz bu kedinin hali gibidir. Bütün dikkatini dünya ve içindekilere sarf eder. Dünyanın nimetlerinden ve hayatın zevklerinden istifade etmekten başka bir şey düşünmez. Onun ötesindeki düşünceler, mesela Allah’ın emir ve yasakları, ölüm, ahiret, hesap gibi ciddi konular ilgi alanına girmez. Hatta bu gibi düşüncelerden sıkılır. Unutmak için elinden geleni yapar, kendisini oyun ve eğlenceye verir. İlkesizlik, vurdumduymazlık, kayğısızlık, özünden kendi benliğinden uzaklaşma hâli mutlaka bir gün sahibini rahatsız edecektir. Kendi kendine mesafe koymadan idrâk eder inşaallah…
Sermedkadir…