HEVÂ VE HEVES DÜŞÜKLÜĞÜ…

Kainatta  işlenen bütün günahların, hata, kusur ve kötülüklerin hatta bütün şirk türlerinin, bütün kafirliklerin sebebi kişinin kendi nefsinin heva ve heveslerine uymaktan ileri geldiğni söylemek kehânet olmasa gerek. Bir iş yaparken, bir şey hakkında karar verirken, bir ibadet fiilini yerine getirirken, bir şey yanlış mı doğru mu diye düşünürken; kişi ya kendi aklına ya da inandığı dinin kural, kaide ve ölçülerine uyar. Eğer akıl Rabbimizden gelen emir ve yasaklara, Allahu teâladan gelen ilme yani vahye uyuyorsa, o akıl isabetli karar verir. Eğer bir akıl Allahu teâladan gelen haberlere inanmıyorsa, o aklın sahibi kesinlikle yanılacaktır ve heva ve hevesleri dogrultusunda hareket edececektir. Kendi nefsine uymuş olacaktır. İşte böyle bir insan kendi görüşünden, kendi kararından başkasını beğenmiyorsa, kendi zevkinden daha üstün bir şey tanımıyorsa o insan kendi heva’sını, kendi nefsini tanrı haline getiriyor, putlastırıyor demektir. Bu sebepten dolayı akıl ve nakil hususuna azami dikkat göstermemiz imanımızın bir geregidir diyoruz…

Rabbimiz ayetlerinde insanın çok aceleci bir varlık olduğunu bildiriyor. Bu acelecilik sebebiyle insan, olaylarla ve kişilerle ilgili önünü ve sonunu hesap etmeden çok çabuk yargılara varabiliyor. Çok çabuk ve isabetsiz kararlar verebiliyor. Çoğu kere de nefsinin esiri olabiliyor. İnsanın yaşanmakta olan olayların fotoğrafını tam olarak çekebilme kabiliyeti ve yeteneği yoktur. Bizler ancak parçayı görebilme yeteneğine sahibiz. Bütünü görebilmek ancak Rabbimize mahsustur. Görmüş olduğumuz parçayı bütün zannetmek ise en büyük yanılğımızdır. Bu yanılğıya düsmemenin tek caresi peygamber efendimizin, 23. yıllık risaletini, söz, fiil ve onay diye niteledigimiz sünneti seniyyesini göz önünde bulundurmamiz elzemdir. Hakkı hak bilip hakka baglılık, batılı batıl bilip batıldan yüz cevirme ancak asrı saadete müracaat ile gerçeklesebilir. Zaten islam ümmeti olmamız, ümmeti muhammedden sayılmamız da böylesi bir uygulamayı gerektirir. Bunun dışındaki çaba ve ğayret hevâ ve hevestir…

Ebedi hayat mektebimiz Kurani kerimde, Rabbimiz iman edenlere seslenerek; Allah için şahitliği ayakta tutun buyuruyor. Allah için şahit­liği ikâme edip ayağa kaldırın. Allah için adaletle şahitliği dimdik ayakta tutun. Allah için şehâdetinizde adaletten ayrılmayın. Allah için adâleti tam yerine getirerek Allaha şahitlik edenlerden olun. Hayatı­nızda İslamı öyle güzel yaşayın ki, öyle bir adâlet sergileyin ki, öyle âdil bir Müslümanlık sergileyin ki varlığınız, Allahu tealanin varlığına şahit olsun. Sizi görenler sizin şahsınızda, sizin hayatınızda Allahı hatırlasınlar. Vereceğiniz kararlarınızda Allah için adâletten ayrıl­mayın buyuruyor. Rabbimiz her nerede olursak olalim, bireysel ve toplumsal yasantimizda adil olmamizi ögütlüyor. Adaletin, hakkın, hukukun ancak bu sekilde yerine getirilebilecegini beyan buyuruyor. Nisa  Suresi  ayet.135. te mealen şöyle:***Ey iman edenler! Adaleti titizlikle ayakta tutan, kendini, ana, babanız ve akrabanız aleyhinde de olsa Allah için şahitlik eden kimseler olun… ila ahir…***Hevâ ve hevesine uyanların adaletten söz etmeye dahi hakları olamaz…

Adalet kavrami. Adil olma özelligi, hukukun saglanması, hakkın ortaya çıkarılma hadisesi mutlak surette cok önemlidir. Dolayısıyla içinde bulunduğumuz durum kendi nefislerimizin aleyhine de olsa, ana ve babamızın aleyhine de olsa, akrabalarımızın, yakınlarımızın aley­hine de olsa Allah için şahitlik yaptığımızda ya da hüküm verdigimizde haktan, hukuktan, ada­letten ayrılmayacagız, adil olacagız. Şahitliklerimizde, hüküm ve yargılarımızda daima Allah rızasının dışında hiçbir kişisel çıkar, hiçbir menfaat duyğusu ve tarafgirlik anlayışı ol­maması gerekmektedir. Allahu teâlanın rızasını her şeyin üzerinde tutan, Allahin emirlerine tabii olan, her nerede olursa olsun hak ve hukuka riayet eden, adil olma özelligini hayatının hic bir döneminde yitirmeyen müminler mutlaka dünya ve ahiret saadetine kavuşacaklardır. Sahihi Buhari’de kayitli bir hadis mealen şöyledir:**Sizden öncekilerin helâk olmalarının sebebi şu idi:Seçkin biri suç işledi mi ona dokunmazlardı, güçsüzleri suç işledi mi hemen cezalandırırlardı…** Nefsimize agir gelen uygulamayi bir baskasina layik görmeyelim insaallah… Sermedkadir…

Schreibe einen Kommentar

Deine E-Mail-Adresse wird nicht veröffentlicht. Erforderliche Felder sind mit * markiert