ŞERİATI GARRA…

Nur gibi parlayan İslam şeriatı: Şeriatı garradır. İslâm dini bilinen tek hak dindir. Bu manâda, Şeriatı Garrai Ahmediyye Kur’ân’dan, Sünnet’ten, icmâi ümmetten çıkartılmış; mukaddes, mubarek, muazzez hükümler, emirler, yasaklar, tavsiyeler, nasihatlerdir. Her Müslüman İslam Şeriatının müntesibi, bağlısı, inananıdır. Başka türlüsü mümkün olmadığından kasten İslam şeriatına muhalif davranışlar kişiyi müslüman olmaktan çıkarıcı fiillerdir. İslam şeriatı: bütün iyiliklerin, güzelliklerin, doğru inanç ve değerlendirmelerin kaynağıdır. Rabbimiz, Ali İmran suresi ayet. 19. da mealen şöyle buyurmaktadır:*** Allah nezdinde hak din İslâm’dır. Kitap verilenler, kendilerine ilim geldikten sonradır ki, aralarındaki kıskançlık yüzünden ayrılığa düştüler. Allah’ın âyetlerini inkâr edenler bilmelidirler ki Allah’ın hesabı çok çabuktur…*** Mutlaka  her  İslam  aliminin İslam, İman, Din  ve  mukaddesatımız  izerine kendinden  sonrakiler  tanıttıgı  güzel  ifadelerle  beyan  ettigi  tarifleri  vardır. Bu tarifler içinde hiç bir alimimiz İslam ile şeriatı, İmanı, ihlası, teslimiyeti itaati birbirinden ayırmamışlardır. Kısaca İslam aynıyla bâki Şeriat ifadesini beyân buyurmuşlardır…

İslâm lâfzı ifade edildiğinde, imânın alâmeti, meyvesi olan namaz oruç, hac gibi salih amelleri de içinde barındırır. İslâm lâfzı, bir de kalben tasdik etmeyip zahiren kabul etmek manasında da kullanılır. Kalben inkar ettiği halde lisânen *ben müslümânım* diyen bir şahsın İslâmiyeti gibi ki, bu münafıkça bir hareket olacağından Allah katına makbul olmadığı gibi şeriat lisanında da İslâm’dan sayılmaz. İmân: Lügatta bir şeye inanmaktır, bir kimseyi veya bir haberi tasdik etmektir, onun doğru olduğunu itiraf ta bulunmaktır. Şeriat dilinde ise peygamberlerin Allah tarafından tebliğ buyurmuş oldukları şeyleri kesin olarak tasdik eylemektir. Bu gibi hakikatlara kalben, vicdanen katî surette inanmak bir imandır. Bunları lisânen söyleyip itiraf etmek de ikrardır. Bir kimsenin imânı, başkalarınca, ikrariyle anlaşılmış olur. İmân sahibine *Mü’min* denir. İmân zıddı *küfür* dür ki, bu da inkârdan ibarettir, İmân edilmesi lâzım gelen şeylerden herhangi birini inkâr etmek bir küfürdür. Meselâ: Allahu teâlanın varlığını inkâr, küfür olduğu gibi onun peygamberlerinden, kitaplarından herhangi birini inkâr etmek de bir küfürdür…

Küfür lügatte örtmek, gizlemek demektir. Mukaddesattan herhangi birini inkâr eden  adam onu ört mü; va gizlemiş olacağından dolayı küfr ile vasıflanmış olur. Nitekim bir nîmetin kadrini bilmeyip örtbas etmeye de *küfranı nîmet* denir. Küfür sahibine *kâfir* denilir. Birisini küfre nisbet etmeye de *tekfir* denir. Bu ifadeleri tekrar tekrar yazmamızın sebebi bazı hususların aklımızdan çıkacağının heabı endişesiyledir. Ömer  Nasuhi  bilmen Merhum Şeriatı Garra mevzuunu anlatırkende meseleye İslam başlığığıyla değiniyor, şöyle ki;*İslâm: Lügatte ihlâs teslim olmak, baş eğmek mânâlarına gelir. Şeriat lisanında Yüce Peygamberlerin tebligatını her şekliyle kabul edip beğenerek Cenâbı Hakka itaat ve inkiyat etmektir, İmân ile İslâm, lügat manaları İtîbariyle birbirinden ayrılırsa da şeriatına itibariyle birdirler. Her mümin, müslimdir, ve her müslim, mü’mindir. Maamafih İslâm lâfzı din mânasına da gelir. Nitekim şeriat, millet lâfızlar da din mânasında kullanılmıştır…* Bizler her türlü İslami meseleleri anlatırken, yazarken, konuşurken İslam şeriatında diye söze başlıyoruz. Çünki, Şeriata hakkıyla bağlı ve sâdık olan, itaat eden, onun ahkâmını hayatına ve hayata tatbik eden mü’mindir müslümandır…

Kardeşlerim, Akıl niğmeti Rabbimizin iz insanlara bahşettiği en belirgin özelliğimizdir. Ancak  bir Müslüman sadece aklıyla iyilikleri, güzellikleri, doğruları bulamaz. Şeriat urvetul vuska olarak önümüzdeki çok sağlam bir kulptur. Aynı zamantahabli metin olarak çok sağlam bir iptir. Ona yapışan, ona tutunan selamete ve mutluluğa erer.  Şeriatın ana kaynağı Kur’anı kerim, ikinci ana kaynağı olan Peygamber efendimizin (sav) Sünneti de bir tür vahiydir. Kur’ânı kerimde bu konuda  Peygamberimiz için ***O kendi hevasından konuşmaz*** buyuruyor. Şeriatı garra sıratı müstâkim olarak dosdoğru yoldur tabii ki, cumhuri ulemanın yolu Şeriat yoludur. Bu manâda şeriatsız islamın olmayacağı ğayet açıktır. İşte bu. Yüce Peygamberimizin bütün beşeriyete tebliğ ettiği; bir ilâhî dîndir, bir tevhid dînidir, bir İslâm dînidir. Bütün insanlığı hitap edip onlara hidayet, saadet yollarını gösteren Şeriatı garra İslâm dininden başkası değildir.. Bütün insanlar âlemi bu dinî mübine muhtaçtırlar. Dinsiz bir milletin maddî varlığı geçicidir. Hakikat nazarında hiç bir kıymeti yoktur, sönmeğe mahkumdur…

Sermed…

Schreibe einen Kommentar

Deine E-Mail-Adresse wird nicht veröffentlicht. Erforderliche Felder sind mit * markiert