Gönül gözümüzün huzur içerisinde olması nezih bir ortamın oluşmasıyla mümkündür sanırım. İnsanların mutlu, mesud, saadet içerisinde yaşamaları için nezahat sınırlarının ardına kadar açık olması zaruridir inancındayım. Yaşantımızı güzelliklerle dolduran, yüzümüzü güldüren, sevgi ve sayğı ortamını göz önünde bulunduran, adeta muhabbetin dibine ulaştıran hadiseler gönül okşayıcı, şefkat ve merhamet duyğularını ğaleyana getirici, insan sevgisini artırıcı olaylar tertemiz nezahat duyğularımızla mümkündür. İnsan fıtratı temiz karakterin, sağlam şahsiyyetin, güven duyğusu, itimat edilirlik, nezih üslubuyla söz ve sohbet zenginliğinin arayışını sürdürür bulunca da mutluluk duyar. Sosyal yaşantımızda manevi boşluğu doldurucu faaliyetler içimizi ısıtırken, insan fıtratına aykırı hareket sergileyen birileri ise temmuz, ağustos sıcağında donduruculuk etkisi aşılayan olumsuz tiplerdir. Katı, nobran, hödük, aymaz, fodul seciyeli kâlbi kararmış şahıslardan nezahat beklemek abesle iştiğaldir…
Nezahat, tertemiz olmayı gerektiren bir terimdir. Nezahah kavramında âhlak güzelliği olğun şahsiyyet, sağlam karakteristik özellik vardır. Nezahat ifadesinde insanlara karşı rikkatli, şefkatli, nezaketli, ince düşünceli gönül okşayıcılık vardır. Nezahat teriminde Allahu teâlanın nurunun, kulu üzerine akseden ahlaki değerler bütünlüğü vardır. Dolayısıyla nezahat,islami bir kavramdır. Kiri, lekeyi, pasağı, pisliği içerisinde barındırmaz. Âhlak güzelliği Rabbimizin inanan insanlara bahşetmiş olduğu edeb, erkân, iffet, ar, hâya, şeref ve haysiyyet gibi meziyyetlerin toplandığı mü’min vasıflarıdır. Rabbimiz, Nur suresi ayet. 26. da mealen şöyle buyurmaktadır:*** Kötü kadınlar kötü erkeklere, kötü erkekler ise kötü kadınlara; temiz kadınlar temiz erkeklere, temiz erkekler de temiz kadınlara yaraşır. Bu sonuncular, iftiracıların söylediklerinden çok uzaktırlar. Kendileri için bağışlanma ve güzel bir rızık vardır…*** Burnu pislikten çıkmayan birisinin nezahat kavramını anlaması, kavraması çok zordur…
Günümüzde insanlar ruhsal arınma adına neredeyse bir servet harcayarak mistik kavramların arkasına sığınmakta, kaybettiği huzuru arama, esenliğe kavuşma bahanesiyle yoğa ve benzeri uğraşı ile hemhâl olup huzur arayışını başka mecralarda aramaktadırlar. Müslüman olduğunu ifade buyuran kadın ve erkeler ne yazıkki namaz ibadetinden yoksun, mahrum hayat sürmekte başka kültürlerin öğretilerinden nemalanma yolunu seçmektedirler. Vücudunun en mahrem yerleri dahil döğme yaptırmadığı bir alan bırakmayan bu tür canlılar adeta bedenini pislik deposu haline getirmektedirler. Böyle kimselere nezahat kavramını anlatmak ciddet zor bir meseledir. Başkalarını taklit döneminin iyice yayğınlaştığı zamanımızda abdest, gusül, nezahat, temizlik, paklanma, arınma gibi kavramlar dini içerikli gerekçeyle kabul görmemekte kirlenme dönemi böylece bayraklaştırılmakta ve nezahat kavramından bilerek ya da bilmeyerek uzak durulmaktadır…
Kardeşlerim, Ruhsal arınmanın, zarafetin, terütaze pak olmanın güzelliğini ve özelliğini yansıtan nezahat kavramı bizim için vaz geçilmez bir âhlaki değerdir. Bütün fıkıh kitaplarımız, ilmihal kitaplarımız temizliğin ölçüsünü anlatan taharet bahsiyle başlamaktadır. Bizler nezih olmadan, temizlenip paklanmadan namaz ibadtine bile geçemiyoruz. Nezahati abdest ile taçlandırmadan namaza durmuyoruz. Dış temizliğimiz abdest ve gusül ile, teyemmüm ile nezahat bulunca ruhsal arınmamız niyetlerimizle, güzel düşüncelerimizle, âhlaki güzelliklerimizle, edebi özelliklerimizle, haysiyetimize verdiğimiz değerlerimizle, namus kavramını yerlerde sürüklemeyen imanımızla, Kur’anı kerim ve sünneti seniyye ye bağlılığımızla nezih bir ortamı kendi bünyemizde hazırlamış oluyoruz. Rabbimiz, Bakara suresi ayet. 222. sonunda mealen şöyle buyuruyor:***Şunu iyi bilin ki, Allah tevbe edenleri de sever, temizlenenleri de sever…***Rabbim bizleri, iç ve dış temizliğine dikkat eden nezahat sever kullarından ayırmasın…
Sermedkadir…