Allahu Teâlanın ve Rasulunün emanetleriyle beraber; mü’minler, diğer insanlarla aralarındaki emânete de riâyet ederler. İnsanların kendi aralarında birbirlerine emânet ettiği, emânet verdiği şeylere de riâyet ederler. Bir mü’min kardeşinin, ya da bir kâfirinin emânetine de riâyetkâr davranırlar. Yâni bir kâfir kendilerine bir şeyler emânet etmişse asla ona hıyanet etmezler. Kullara, insanlara verdikleri sözlerine de riâyet ederler onlar. Emânet sahiplerine karşı sahtekârlık yapmazlar. özlerine, anlaşmalarına sâdık davranırlar. İşte gerek bu dünyada, gerekse âhirette felâha, kurtuluşa ermenin şartı rabbimizin emir ve yasaklarına uymaktır riayetin hükmü. Rabbimiz, Mearic suresi ayet. 29. da mealen şöyle buyurmaktadır:*** Onlar iffet ve namuslarını titizlikle korurlar…***Mukaddes kitabımız Kur’anı kerimde iffetin ve namusun gerekliliğini ve müslüman aile yapısının sıhhati için iffetli kadınların lüzumunu anlatmaktadır. İslami aile yapısında en önemli hususlardan birisi namus, şeref ve iffetin korunması hadisesidir…
Günümüzde hâla bir kısım müslümanlarımızda, cahiliye dönemi düşüncesi hakim ne yazık ki. Çünkü kafirlik cahiliye demektir. Öyleyse cahiliye devam ediyor demektir. Mesela çocuklarımızdan erkek olan, etrafındaki hanımlara bakar ve hovardalık yaparsa, baba ile anne üzülmezler. Aynı şeyi kızları yaparsa üzülürler. Bu İslam’ın terbiyesi değil, bu cahiliye döneminin terbiyesizliğidir. Bu konuda erkekle kadın arasında ayırım yoktur. İffet manâ itibariyle: Kötü iş ve sözden uzaklaşma, şehevî hisleri dinî emirlerin çerçevesinde muhafaza etme hâlidir. Dilimizde iffet kelimesi: namuslu, şerefli ve ahlâklı olma hâl’ini ifade etmek için kullanılmaktadır. Bir İslâm ahlâkı terimi olarak iffet şöyle tarif edilmiştir: *Şehvet duyğusunun bedendeki sınır tanımayan şehvet ve iktidarsızlık, isteksizlik ortasında dengeli bir şekilde bulunması hali. Yani helâl olan hanımına karşı şehvet duyup bunun dışında kalan kadın’lara karşı şehvet hissine kapılmama durumudur…* Eğer bu durum tersine işliyorsa adına hovardalık ta dense, ismini zikretmek istemediğim başka konumlara da girse gözü dışarda olmak tek kelime ile terbiyesizlik, ahlaksızlıktır…
Çocuklar anne babalara verilmiş en değerli emanetlerdir. Ana baba terbiyesi, toplumun en belirgin nüvesi, çekirdeği konumundadır. O bozulursa çok gürültülü bir yozlaşma, tükeniş ve yıkım olur. Ana – Baba terbiyesi yetersiz olan toplumların açığını, başka başka toplumlar kendi edep, ahlâk, terbiye ve eğitim sistemleriyle dolduracaklardır, unutmayalım bunun sonucu asimile olmaktır. Her nesne içerisinde ne varsa dışına sızdıracağı da o minvâlde olacaktır. Müslümanların evine, işyerine, köyüne, mahallesine, şehrine bakınca, insanların gözü gönlü açılmalı. Yolda bir Müslümanla karşılaşanlar onun nezaketinden, zarâfetinden, kıyafetinden Müslüman olduğunu anlamalı; onun gibi olmaya özen göstermelidir. İnanıyoruz ki, en tabiî terbiye ocağı Aile ocağıdır, ev ortamıdır. Tam mükemmel olan terbiye başta Ana Baba birlikteliğinin şekillendirmesidir. Hatta diğer tahsil dönemleri sağlaml bir ev terbiyesiyle mukayese edilecek olursa üstünlük mutlaka evde kalır inancındayız. Dikkat edersek görürüz ki; Terbiye ve edeb dışı hareketler, âhlak’tan yoksun tavırlar ve görgüsüzlük, olgun insanların, yaşlıların geriden gelen nesillere vermek isteyipte veremedikleri görgü kuralları eksikligidir…
Kardeşlerim, Güzelliklerin ortak paydası nesillerin selameti adınaaile yapısının muhkem olma vasıflarıyla hayatiyetlerini sürdürmelerine bağlıdır. Bu bakımdan neslin selâmeti için öncelikle Ailede alınan Ana – Babanın üslenmiş olduğu terbiye, belli bir yaşa gelince dini eğitimi sunan eğitimcilerin ciddi eğitim öğretim hazırlığı ve son gelinen noktada bilhassa yedinci yaş’tan itibaren eğitimcilerin çocuklarımız üzerindeki etkisi büyüktür. Neslimizde yozlaşmaya izin vermemeye gayret edelim…Allah kendisinden razı olsun, İbn Ömer’in rivayeti mealen şöyle: ** Babalarınıza iyilik edin ki, oğullarınız da size iyilik etsin. Siz kendiniz namuslu olun ki, kadınlarınız da namuslu olsunlar…** Ar, namus, hayâ, iffet hususunda Müslüman Türk toplumunu ele alacak olursak son asırda çok büyük bir yozlaşma ile karşı karşıya kaldığımız ayan beyan ortaya çıkar. Tabii ki bu duruma birden bire gelinmedi. Kur’anı kerim ve Sünneti seniyye den sapmalar kendini gösterdikçe toplum yapısında başka milletlere benzeme, hristiyanları, yahudileri değişik kültür mensuplarını örnek alma hadisesi son sürat topluma sirayet etti. Yerinde ve zamanında en değerli emanetimiz olan ailemize sahip çıkalım inşaallah…
Sermedkadir…