Son NATO toplantısına, Türkiye ev sahipliği yaptı. Yabancı ülke liderleri Mehter marşı ve Yeniçeri askerleriyle azametli bir karşılamaya şahit oldular. Tabii bizim o görüntülerle tarihimize ışık tutmamız sevincimizi katladı. Mâzimizden kopuk yaşamak, Geçmişimizden habersiz bir şekilde hayata atılmak, Binlerce yıllık Tarihimizden, kültürümüzden, medeniyetimizden sıyrılıp bam başka mecra’lara kürek çekmek, Ata’larımızı, Ceddimizi, tarihin dipsiz kuyularına gömüp ayrı ve aykırı Ulus’lara ğıpta etmek ne yazık ki; bizleri asıl konumumuzdan çıkarıp başka Ulusların, diğer toplumların peyki, her çektiği yere götürdüğü hizmetkârı olmaktan öte başka bir işe yaramıyacaktır. İnanıyorum ki; Müslüman güzel ve özel âdet’lerini korumak zorundadır. Müslüman toplumun örfü geleceği ile kaynaştırılıp, daha iyiye, güzele ve bu milletin hayrına olacak yön vermelidir. Müslüman Türk toplumunu Tarihin hangi döneminde olursa olsun belli edecek ananeleri yaşatılmalı, gençlerimiz geçmişinden utanmadan, şeref, onur ve haysiyetiyle güzelliklerine sarılabilmelidir. Unutmayalım ki; göreneklerimiz binlerce yıl toplumumuz içerisinde denenmiş, sınanmış, tecrübe edilerek gelecek nesile bir canlı miras olarak bırakılmıştır. Atalarına, Ceddine sahip çıkanlara ne mutlu…
Demekki özümüzü kaybetmeyecegiz. Özünü kaybeden benliğini de kaybeder. Çok zaman geçmeden, kendisi de kaybolur. Müslüman dini ile çelişmeyen örfünden kopmamalı, Ayet ve Sünneti seniyye bütünlüğüne bağlı olan anane ilkelerinden ayrı düşmemeli, kültürel yapısı nerede olursa olsun mukaddesatını hatırlatan geleneğini yok saymamalı, günü kurtarma çabası ve gayreti ile her gördüğü tarzı, stili, usül ve metodu taklid edeceğim derken göreneklerini kaybetmemeli, tedbir’lerinde isabetli olmalı. Günümüzün şartları neyi gerektiriyorsa münasip olan kararı o yönde verebilmelidir. Ziya Paşa’nın dedigi gibi:*Âyinesi iştir kişinin lafa bakılmaz.* düsturuyla hareket edersek samimi ve mütevazi hâlimizle kâlpleri kazanabiliriz. Müslüman emanete hiçbir zaman hıyanet etmemeli. Ömer efendimiz, Adalet mülkün temelidir diyor. Müslüman Adâlete riayet etmeli; hikmet, iffet ve şecaat sahibi olmalı, korkak, ürkek ve pısırık olmamalı. Ögrenimini, bilgisini ve ilmini yerli yerinde ve zamanında kullanmasını bilmeli. Hakka ve hukuka riayet etmeli. Hakkı ve hukuku korumada cesuır davranmalı İslamın izzet ve şerefini her şeyin üzerinde görebilmelidir…
Her zaman ve daima Ümmet birliği, millet, ulus… her ne ise tanımladığımız kişilik, kimlik ve statümüzü vahdet, birlik, bütünlük şemsiyesi altında muhafaza etmek gaye’lerimizden birisi olmalıdır. Müslüman Türk; tarih boyunca izzetiyle yaşamış bir millet olarak zillet batağına düşmeyi haysiyetine, şerefine zül saymış, bağımsızlığı, özgürlüğü, hürriyeti esas alan siyasi, kültürel, ekonomik ve askeri geçmişiyle tertemiz bir miras bırakmıştır. Peygamber Efendimizin (sav) tedrisinden, eğitiminden, tahsilinden bilgi edinmiş olan; raşit halifeler başta olmak üzere, Müslümanın İdarecilik, siyaset, öncelikle insan unsuruna vermiş oldukları değer açısından kıymetli görüşleri ve mantıklı projeleri kısa denilecek zaman zarfında 3. kıtanın büyük bir bölümünde adalet ile hükmetmeyi bilmişlerdir. Ama bu arada bir önceki idarecinin yaptığını yıkarak değil, o yapıya ilave çalışma ve gayretlerle devam ederek, planı, projeyi, geliştirerek, daima ülke insanının menfaatlarını ön planda düşünerek hareket edenler İslam düşmanları çılğına dönseler de isabetli idareciliğini İslam şeriatına bağlılıklarıyla da isbat etmişlerdir…
Örf, anane, gelenek, görenek gibi değerlerimizden teker teker koptukça ne yazıkk ki, kendi kendimizi dahi tanımakta zorluk çekiyoruz. Anane’lerimiz günden güne yok oluyor. Aslında bu değerlerimizle beraber bizler de kendi kendimizi yokmu sayıyoruz acaba? İnançta, kültür’de, edebiyat’ta ve kısaca bir Milleti millet yapan temel değerlerimizde intihâlci, kopyeci bir anlayışın esiri mi olduk acaba? Bizim diyeceğimiz değerlerimiz kalmazsa işte o zaman tamamiyle kendimizi boşlukta bulacağımız yıllar çok uzak değildir Allah korusun. İnanmayan Kıbrıs Türkü’nün şu anki durumuna bir baksın. Daha kırk yıl geçmeden maneviyat diye bir şey bırakmadılar. Camii’ler, nikah dairesi hâline getirildi, Allah, peygamber, kur’an, sünneti seniyye, mukaddes değerler bilinmiyor, Kültürel değerler tamamiyle unutulmuş, Kutsal addedilen değerler mâziye gömülmüş. Bir muhalif milletvekili mehter marşından rahatsız. Kur’an kursundan, ezandan rahatsız. Kökü mazide olan bir millet olduğumuzu anlamayanlara mehter nekkareleri ve kös davullarıyla kulaklarını çınlatmaya devam edeceğiz…
Sermedkadir…