MUVAZENE…

Denge ve dengesizlik hâli her zaman olduğu gibi günümüz insanmının da zaaflarındandır. İmanlarının kendilerine vermiş oldugu ilmi feraset, olumlu tefekkür hali ve vicdanları her zaman açık olmalıdır. Müslümanlar bu şuurla, Rabbimizin kendileri için takdir ettiği kaderde, her detayın hikmetle  yaratıldığına inanırlar. Başta asrı saadet dönemini yaşamış olan örnek ve önderlerimiz olmak üzere, onları takip eden bütün İslam alimleri ve teslimiyet bayrağını taşıyan her Müslüman şahsiyyet; Rabbimize tevekkül edip sabretmesini bilmişler, salih ve hayırlı davranışlarını hayatları boyu sürdürmüşler, ümitvar olmuşlar, Allaha yalvararak samimiyetle dua etmişler ve hesap günü şuurunu akıllarından hiç bir zaman çıkarmayarak, Rabbimizin izniyle çok üstün, şerefli, haysiyetli, onurlu yüksek bir makama erişmişlerdir. Onların en büyük özelliklerinden birisi de dengeli, ölçülü, muvazeneli olmalar idi diyebiliriz…

Dünya hayatı insan için bir deneme, bir İmtihan, bir sınama, ömür boyu bir sınav’dır aslında. Bu nedenle iman edenler kendileri için belirlenen ömürleri boyunca Rabbimizin kendilerini imtihan ettiğini unutmazlar. Yaşadığımız hayatı şöyle bir gözden geçirerek muhasebe edecek olursak; 24 saatlik zaman içinde en önemli ibadetimiz 5 vakit namazdır. Beş vakit namaz 40 rekat ediyor. Ve ortalama 1 saatta kılıyoruz. 24 saatte bir saat, Allah’ın huzuruna gönül huzuruyla çıkmak istiyoruz. Ne yazık ki; günde bir saatini Allahu teâlaya ayıran İslam şeriatı bağımlısı bir hayli azalmış bulunmaktadır. Belki detaylarına girince mübalağa ediyorum hissi doğabilir lâkin, bir saatini Allahu Tealaya ayıramayanlar 24 saatin 24’ünü de nereye harcıyorlar; tabii ki dünya ya. Yemeye, içmeye, gezmeye, eğlenceye, tabir caizse gününü gün etmeye, çarpmaya, çırpmaya, daha çok tüketmeye, daha fazla eşya’ya, daha ziyade yiyecek, giyecek ve iskana…. harcıyorlar…

Değişmez hayat  kitabımızdaki  mucizevi ayetler, bazı İnsanların dünya hayatını dinin önüne geçirdiğini bildiriyor. Sanki bu ayet daha yeni inmiş gibi, Sanki sokaklarımızda gidip, gelen insanları tarif ediyor. Bu insanlar dinlerini bırakmışlar dünyalarını imar etmekle meşguller. İnsanlar sadece dünya niğmetleri için yarışıyorlar, Araba yarışı, ev yarışı, kat yarışı, yat yarışı, moda yarışı, yedikleri pahalı niğmetleri topluma aşikâr etme yarışı, mal, mülk, para, altın biriktirme yarışı…İnsanlar bu bitmeyen yarış rekabetinde Allahı, peygamberi, mukaddes değerleri unutuyor ya da basite indirgiyorlar. Her halde bu yarış müslüman bireyin katılacağı yarış değildir. Bu haller müslümanların vasfı değildir. Mü’minler dünya yaşantılarında kesinlikle böyle davranmamaları gerekir. Dünya ve Ahiret dengesini kuramayanlar iki cihan saadetini de kaybetmeye yakındırlar. Unutmayalım hesabın ince dengeli, ölçülü tarafı hepimiz için geçelidir…Rabbimiz Furkan Suresi ayet. 2.de mealen şöyle buyurmktadır:***Göklerin ve yerin mülkü O’nundur.O bir çocuk edinmemiştir, mülkünde ortağı yoktur.Her şeyi yaratmış, ona ölçü, biçim ve düzen vermiştir…***Rabbim, bizleri Kuran ve Sünneti seniyye nuruylaq bakıp, dünya ve ahiret dengesine riayet edenlerden eylesin…

Müslüman, İslamiyete sarıldığında en yükseklere, en yücelere ulaşmış, İlerlemiş, din dyanetten uzaklaştığında ise maalesef manevi olarak geri kalmış ve zillet içerisine düşmüştür. Müslümanların yükselme dönemlerindeki eğitim sisteminde İman ve Akidenin temel ders olarak ele alındığı bilinen bir gerçektir. İmanı değerlerin yanında tefekkür ve ibadetlerle pratiğe geçirilerek detaylı bir şekilde işlenerek ilim talebesi kuvvet bulurdu. Tahkiki iman, elde edildiginde hayatın her kademesinde, her safhasında, her söz, fiil ve davranışta; İmanı esaslar kişiye güç kuvvet ve şevk vereceği aşikardır. Kuvvetli bir İman sahibinin ise; tek başına musa aleyhiselam gibi fravun ve on binlerce askerine; meydan okuyacağı unutulmamalıdır. Tabiidir ki; güçlü bir İmanın yanında; Bir toplumda gelişmesi, yerleşmesi gereken güzel hasletler de vardır: İlim – irfan sevgisi, öğrenme merakı, öğrenilenleri salih amele dökme samimiyeti, arayıp doğruyu bulma arzusu, hatayı kabul edip doğruya yönelme irâde ve dürüstlüğü, sağlam karakterlilik, cesâret, mütevazı, alçak gönüllülük, güler yüzlülük, tatlı sözlülük, sıkıntıları göğüsleme kuvvet ve dayanıklılığı asla terk edemeyeceğimiz hasletlerimizdir…

Sermedkadir…

Schreibe einen Kommentar

Deine E-Mail-Adresse wird nicht veröffentlicht. Erforderliche Felder sind mit * markiert