HAŞYET…

Bazı kelimeler vardır ki, söyleyiş güzelliğinin yanında onlarca mâna içerdiği bilinen bir gerçektir. Haşyet sözcüğünde azamet, dirayet, otorite, sayğı duyma gereği, korku, endişe, ürperme hissi, dehşete kapılma hâli, tefekküre dayalı olma düşüncesi, hatta hatta sevgi, yakınlık, denetim, kontrol altına alınma durumunda bile haşyet ifadesinin etkisi görülür. Haşyet, korkulan şeyi bilerek, saygı ile birlikte, içi tit­reyerek korkmayı da beraberinde getiren geniş anlam yüklü bir kavramdır. Havf, hoşlanılmayan birşeyden ve o şeyin sebebi olan varlıktan korkmak; haşyet ise, hoşla­nılmayan şeylerin kendisinden değil de onlara sebep ve kaynak olan varlıklardan korkmak demektir. Havf daha genel, haşyet daha özeldir.  Allahu teâladan hem havf edilir, hem Rabbimize karşı haşyet duyulur. Ama azabından yalnızca havf edilir, korkulur. Korkunun sevgiye dönüştüğü anda haşyet duyğusunu tadarız. Bakara suresi ayet. 274. mealen şöyledir:*** Mallarını gece ve gündüz, gizli ve açık hayra sarfedenler var ya, onların mükâfatları Allah katındadır. Onlara korku yoktur, üzüntü de çekmezler…***Ne kadar güzel ve özel gönül okşayıcı beyanlar…Elhamdulillah…

Okumak, öğrenmek, ilme kapı aralamak, tahsil görüp ufku genişletmek, ilmi değerlerle haşır neşir olmak, ilim erbabı ile sohbetler ederek tecrübe geliştirmek, zamanı boş, lüzumsuz, faydasız, insanlığın iyiliğine olacak davranışlarda bulunmamak, hasılı vaktin kıymetini bilmek ilim adamlarının bilinen özellik ve güzelliklerindendir. İman eden bir kul, Allahu teâlanın kendisine yakın olduğunu ve kendisini her an gözettiğini kalbinde hisseder. Mü’min olması hasebiyle o bunu bilerek Rabb’inden haşyet eder, korkar. Sever, çekinir, hayatını belli bir kontrol mekanizmasının tam ortasında yaşar. Bu kul bilir ki, her nereye giderse gitsin kendiyle beraber üç kişidir. Yazıvı melekler kendisi ile her zaman bir ve beraberdir. İnsanlar hiç bir zaman başıboş bırakılmamışlardır. İnanan insanda haşyet duyğusu mutlaka daha da gelişmiştir. Haşyet, sürekli Allahu teâlanın huzurunda olmanın bilin­ci, şuuru içinde bulunma hâlidir. Alimler, bilen insanlar bu duyğuyu mutlaka daha derinden hissederler. Rabbimiz Rad suresi ayet. 21. de mealen şöyle buyurmaktadır:*** Onlar Allah’ın gözetilmesini emrettiği şeyleri gözeten, Rablerinden sakınan ve kötü hesaptan korkan kimselerdir…***

Akıl nimeti taşıyan insanlar haram, günah, kusur ve hatalarında henelde korku çekerler. Bilirler ki, bu yaptıkları hâl, hareket ve insan unsuruna uymayan tavırlar Allahu teâlanın gazabına sebep olacaktır. Bu sebeple bütün Müslümanlarda korku, endişe, havf duygusu olsa bile, haş­yet sıfatı daha çok bilen insanlarda, ulemada, âlimlerde bulunur. Havf ve haşyet duyguları Allahu teâlayı tanımak ve arif olmakla orantılıdır. Kişinin Allaha karşı duyduğu haşyet kulu itaate sevkeder. Yapmış ya da yapacak olduğu bazı hoş olmayan amellerden vazgeçer. Allahu teâlaya sürekli dua, niyaz yakarma içinde olan bir kâlp organlara etki eder, onları iyi amellere yönlendirir. Bilinmelidir ki, saygı duyulan bir otoritenin karşısında takınılacak ta­vırla, onun olmadığı yerdeki uyğulama genelde farklıdır. Fakat her yerde ilâhî tecellilerin varlığını düşünen, kendisini sü­rekli yaratıcı’nın huzurunda ve denetimi altında bilen, kendilerine âyet okununca içi ürperen, gizlide bile günah işlemekten çekinen mü’minler, Allah korkusu, Allah sevgisi ve haşyet gerçeği ile takva güzelliğine yönelirler…

Kardeşlerim, mahiyeti kavranabilen güç sahibinden haşyetle korkulur. Fa­kat onun kudretinin derinliği seziliyorsa o zaman bu kor­ku dehşete dönüşür. Bilinir cinsten birşeyin enginliği insa­na dehşet veriyorsa, mahiyeti kavranamayan, kudretinden ancak bir kısmı izlenebilen ilahi kudretin sınırsızlığı bu deh­şeti daha da arttırır. İnsan idrakinin ötesinde olan Allahu teâladan tazimle kork­ma, Kur’anı kerimde haşyet ifadesiyle beyan buyurulur. Rabbimiz, Fatır suresi ayet. 28. de mealen şöyle buyurmaktadır: ***…Kulları içinden ancak âlimler, Allah’tan gereğince korkar. Şüphesiz Allah, daima üstündür, çok bağışlayandır…*** Müslümanların en önemli özelliklerinden ve güzelliklerinden biri de Al­lahu teâlaya haşyet duymaları, O’nu görmedikleri hâlde O’ndan içleri titreyerek korkmaları, O’ndan başka hiç kimseden bu denli korkmamalarıdır. Bu demektir ki böyle bir korku, haşyet yalnızca Allahu teâlaya karşı duyulur. Kur’anı kerimde çoğu ayetlerde, Gaybe iman eden mü’minlerin sürek­li Allah’a haşyet duydukları, altlarından ırmaklar akan cennetlerde kalacak olan halkın en hayırlıların Rabblerine haşyet duyanlar olduğu gerçeği anlatılmaktadır…

Sermedkadir…

Schreibe einen Kommentar

Deine E-Mail-Adresse wird nicht veröffentlicht. Erforderliche Felder sind mit * markiert