İMAN VE KÜFRÜN TEMELİ…

İmanın temeli teslimiyete, küfrün temeli ise inkâra dayanmaktadır. Kâfir, Allah’ı tanımadığı için kâfir olmaktadır. Tabiat dedikleri, toplum dedikleri, ata’lar dini dedikleri, ideoloji olarak inandıkları adı konulmadık İlahtır. İnkârcılar izini takip ettikleri tanrıların mahiyetini anlasalar da anlamasalar da sapkınlık yolundadırlar. Hesap gününde hem kendi âzâları, hem yeryüzü, onların yaptıklarına şahitlik yapacak, Elleriyle yaptıkları putlarını, heykellerini, sanem’lerini reddetseler de iş işten geçmiş olacaktır. Bir gün gelecek bu hayatımız son bulacak yeryüzünün sallanmasıyla başlayan bir süreç sonrası, hesap, kitap vermek üzere Allahu teâlanın huzuruna gidecegiz. Bilelim ki o kıyamet saati ona hazırlıksız olan kimselere ansızın gelecektir. İnsanlardan teker teker hesap sorulacaktır. Aile, sülale, aşiret, kavim, parti, örgüt, gibi bütün bağları kopartılacaktır. Kötülüğün cezası yapılan kötülük kadar verilecek, iyiliğin mükafatı, yaptığından daha fazlasıyla sunulacaktır. O yüzden imanın ve küfrün temel kaidesini iyice özümseyip sımsıkı bağlanmak en akıllıca uğraş olacaktır…

Allahu teâlaya inanan, İslam dininde inanılması zaruri olan hususlara iman edenler, Kur’anı kerimi okuyan, anlamaya ve kavramaya çalışan insanlar kıyamet adlı büyük günün mutlaka geleceğini ayetlerin şehadetiyle bilirler. Allahu teâlayı ve ahiret gününü yalanlayanlara gelince; Onlara söylenecek sözleri de nasslardan öğreniyoruz şöyle ki; O gün, *Ey insanlar sizler dünyada iken Rabbiniz hakkında kötü zan içindeydiniz. Bu yapıp ettiklerinizden Allah’ın haberdar olmadığını, Kimsenin sizi görmediğini Yaptıklarınızın gizli kalacağını, Âzâlarınızın aleyhinizde şahitlik etmeyeceğini düşünüyor ve cesurca günâhlar işliyordunuz denilecek. Dünyada o çirkin işler ile meşgulken bu şahitleri hiç hesaba katmayı düşünmek dahi istemiyordunuz, bu yaptıklarınızı âzâlarınızdan gizleme gereği duymuyor, âzâlarınızın aleyhinizde şahitlik yapacaklarını hiç ummuyor, dünyada günâhların peşine düşüyor, rezil oluruz korkusuyla köşe bucak kaçıyor, tenhâlârı tercih ediyor, Rabbiniz konusunda da çok kötü bir zan taşıyor, her an kontrol eden, yaptığınız her şeyden her an haberdar olan Rabbinizin yaptıklarınızdan gafil olduğunu zannediyordunuz. İşte Rabbiniz hakkındaki bu kötü zannınız sizi helâke sürükledi de zarara uğrayanlardan oldunuz…* Rabbim bizleri ebedi zarara uğrayanlardan eylemesin…

Zelzele, deprem, yangın, toprak kayması, sel baskını gibi tabii afetler günümüzde sık sık yaşanan, engel olamadığımız, önüne geçemediğimiz, ne kadar set çeksekte durdurmayı başaramadığımız bizim için amansız felaketlerdendir. Yaşayan insanlara daha büyük haber kıyametin kopması bilgisinin verilmesidir. Bu dehşetengiz haberi veren sure *zilzal* yani zelzele suresidir. Kıyamet sonrası mahşer yerinde olabilecek korkunç olayları en belirğin bir şekilde anlatan bu sure’deki ayetlerin ifadesinden anlıyoruz ki; kâinatta meydana gelen her şey Allahu teâlanın emrine boyun eğecektir. Allahu teâla kimin ne yaptığını şüphesiz bilendir. Ahirette ilahi mahkeme kurulduğu zaman Rabbimiz eğer bir kimseye ceza verecekse, adaletinin bütün şartlarının gereğini yerine getirir. İlahi mahkemesinde her suçlunun itiraz edemeyeceği şekilde eksiksiz şehadetler göreceği zilzal suresinde ifade buyurulmuştur. İman mükafatı Rabbimizin gönlümüze yerleştirdiği en büyük ilahi nimettir. O yüzden en büyük zenginliğimiz iman zenginliği diyoruz ki, İki cihanda daha büyük mükafat yoktur…

Nebe suresinin hemen başında ifade edildiği gibi, bütün peygamberlerin getirmiş olduğu haberin en büyüğü kıyamet gerçeğidir. Hiç bir akıl sahibinin kıyamet gününü tasavvur edecek idrâk gücü yoktur. Artık olağanüstü, alışılmışın dışında, dağların pamuk gibi atıldığı olaylar gelişecek, İnsanlar, yeryüzünde rahat, hiç bir şeyden habersiz, kararlı, sakin, sabit yaşarken, sonra meydana gelen durumu, garip karşılayacak, kainatta durum değişecek, her şey Allahu teâlanın izniyle harekete geçecek, sonra yeryüzü karnında bulunan yenilerden ve eskilerden ölüleri dışarı atacak, mahiyetini anlıyamayacağımız şekilde yerler bir başka mekânla, gökler, bir başka gökle değiştirilecek, İnsanlar garip garip birbirlerine  *ne oluyor* sorusunu sorduğunda anlayacaklar ki; bu gün kıyamet günüdür. Kıyamet, Allaha ve ahiret gününe inanmayan inkârcıların önüne getirilecek, onu görecek ve hayret içinde kalacaklardır. İman edenler bu büyük olayın karşısında herhangi bir endişe taşımayacak;*İşte Rabbimizin vaad ettiği gün bu gündür* diyeceklerdir. Rabbim cümlemizi küfür batağına yuvarlanmaktan muhafaza buyursun…

Sermedkadir…

Schreibe einen Kommentar

Deine E-Mail-Adresse wird nicht veröffentlicht. Erforderliche Felder sind mit * markiert