EBU LEHEB ZİHNİYETİ…

Günümüzün en büyük problemlerinden birisi belki de birincisi, adını anmak istemediğim başarıcı politikacıların kol kanat gerdiği neslimizi bozan cinsi sapıklardır diyebiliriz. Kadını erkek, erkeği ise kadın karakteriyle tanımak isteyen cinsi eğilimlerine özgürlüğün bir gereği gibi bakanlar aslında insanlığın en büyük düşmanlarıdır. Bu tür sapıklık sadece zamanımızı ilgilendiren mevzuulardan birisi değil örneğin peygamber efendimizin en azılı düşmanlarından, Ebu Leheb İslam tebliğine engel olma çabalarının da bir parçasıdır şöyle ki; İslam tarihlerine ve tefsir ulemasının tebbet suresinin izahına baktığımızda bu azılı İslam düşmanı, Rasûlullah efendimizi Mekke’de bir gölge gibi adım adım takip ediyor ve onun tebliğini engellemeye, insanlar üzerinde meydana getirdiği tesirini yok etmeye, boşa çıkarmaya çalışıyordu. Allah’ın Resûlü (sav) hak dâvetini ulaştırmak üzere nereye giderse o da bir gölge gibi onun peşinden gidiyordu. O günün şartlarında elindeki bütün imkanları seferber eden bu azılı İslam düşmanı aynı zamanda sapıklığında bütün yollarını denemekteydi…

Şöyle ki; azılı İslam karşıtı, Ebu  Lehep alçağının özel eğitilmiş fahişeleri de vardı. Allah Rasûlünün yaptığı tebliğ sonucu etkilenmiş, gönülleri İslâma kaymış insanların yanına bu fahişelerini gönderiyor ve *Ne yapın, yapın, tüm cilvelerinizi kullanıp bu adamın kalbini İslâm’dan çevirin…* diyordu. Günümüzde, televizyon  kanalları, internet ortamı, sosyal medya, her türlü iletişim araçları ve bilinen gazeteler aynı  görevi dedeleri Ebu Lehep  gibi  üzerine almış oldukları görevleri ifâ etmektedirler. Azılı din düşmanı Ebu Leheb kurulan panayır’lar başta olmak üzere halkın toplu olduğu yerlerde mitinğler düzenliyor ve insanları Peyğamber efendimizden soğutma yöntemlerini deniyordu. Allah rasûlünü dinlemek üzere etrafında toplananlara: *Sakın bu adamı dinlemeyin. Bu benim yeğenimdir. Bunun kendisine hayrı yok ki size hayrı olsun. Sakın buna inanmayın. Bu babayla evlâdın arasını açandır. Bu karıyla kocayı birbirine düşman edendir…* diyerek, Allah rasulünün tebliğine engel olmaya ve onun insanlar üzerinde meydana getirdiği etkiyi yok etmeye çalışıyordu…

Dünya bir imtihan alanıdır, bizler de zamanımızda yaşadığımız hadiselerle imtihan oluyoruz. Aslında, 1450. sene önce yaşananlar ile şimdiki yaşananlar arasında farklı insan gruplarının iyileri ile kötüleri arasındaki mücadeleleri sürüp gitmekte sapıklığa karşı yürütülen tevhid mücadelesi kıyamete kadar da devam edecek. Bir tarafta ateşin yaranı, dostu lanetli Ebu Leheb insanları iğfal etme görevini yürütürken onun karısı da kocasının kâfirliğine hizmet eden, onunla birlikte İslâm düşmanlığı uğrunda var gücüyle  çalışan, varını yoğunu İslâma düşmanlık yolunda vakf eden bu kadın da, kıyamette odun taşıyıcısı olacaktır. Dünyada böyle bir kocaya yardım eden, kocasının küfrüne hizmet eden bir kadın elbette cehennemde de onun hizmetçisi olacak, ya da cehennemde onunla birlikte ateşi paylaşıcı olacaktır. Ümmü Cemile adındaki bu kadın kapı komşusu olan, Peygamber efendimizin (sav) kapısının önüne dikenleri serer, evinin bacasından yeni pişirilmiş yemek üzerine toz, toprak serpmekle bilinen lânet bir tıynetin sahibiydi… 

Kardeşlerim, Ebu Leheb karısı Ümmü Cemile ve şürekası; Dünyayı kendilerinin sandılar, aldandılar. Onu ebedî zannettiler, aldandılar. Sanki dünyayı hiç bitmeyecek, tükenmeyecek zannettiler, aldandılar. Dünyanın içindekilere meylederek aldandılar. Dünyanın konumu onları aldattı, aldandılar. Sebebini bilemediğimiz nedenlerden dolayı ya da kuralları gereği dünyada Allahu teâla dokunmuyordu onlara. Dünyada imtihan gereği içki içene de dokunmuyordu Allahu teâla, namaz kılana da dokunmuyordu. Zina edene de dokunmuyordu, dünyanın yönetimine Allahı karıştırmayanlara da dokunmuyordu. Cinsi sapıklığı meslek edinenlere de dokunmuyordu. Kahrolsun şeriat diye ana caddelerde böğürenlere de dokunmuyordu. Allaha kulluk yapana da, âdetlerin, çevrenin, modanın, şeytanın, tâğutların, nefislerinin kulu kölesi olanlara da dokunmuyordu. Herkes cehennemdeki kendi ateşini dünyadan kendisi götüreceği gibi, Cennet ehlide güzellikleriyle lâyık olduğu yere yerleşecektir inancındayız…

Sermedkadir…

Schreibe einen Kommentar

Deine E-Mail-Adresse wird nicht veröffentlicht. Erforderliche Felder sind mit * markiert