İslam şeriatından nasibi olmayanlatr beyat kültürü dyerek güya mesesleyi sulandırma çalışması içine girmektedirler. Halbu ki; *Beyat*, Allahu teâla ve Peygamberine iman etme benimseme ben’de sizdenim diye ahit, söz vermenin adıdır. Beyat, Kelimeyi şehadete kâlpten inandım Müslümanları kardeş bildim sözü’dür. Beyat, kelimeyi tevhid ile kuvvet buldum ben de sendenim demektir. Beyat bireysel başıboşluğu terk ediyorum vahdet bütünlüğüne sarılıyorum ferasetidir. Beyat, ferdi gururumu ayaklar altına alıp Allahın dinine teslim oluyorum misakınıun açılılımıdır. Beyat, kendini vazgeçilmez zanneden kibir kompleksinden kurtulma ameliyesi’dir. Beyat, Aynı dinin inananları ile kardeşlik hukukunu kabul etme faziletidir. Beyat, *tek taş duvar olmaz* düşüncesiyle manâ ve madde’de Ümmeti Muhammedin yanında olma hareketidir. Beyat, yanına iki kişi olduğunda namaza durup, tek başına kıldığı namazdan 27. defa daha fazla mükafat aldığına kani olma inancıdır. Beyat, Müslümanı her nerede olursa olsun aynı millet, aynı ümmet mensubu bilme, tanıma, görme özelliği ve güzelliğidir. Rabbimiz Şuara Suresi ayet. 215. te mealen şöyle buyurmaktadır: *** “Ve Mü’minlerden sana beya edenlere kanatlarını indir”…***
Mü’min olma sıfatını hakkı ile taşıyan mü’min bilir ki; her şeriatın, nizamın, düzenin belli başlı esasları vardır. İslam şeriatı kendine özgü dini inançlar bütünlüğüdür. Bu iman bütünlüğü içinde, şu kadarını kabul ederim ama, şu hususları benim mantığım almıyor deme hakkımız yoktur. Kur’ana teslimiyet mutlak gereklidir. Elimizdeki bu mushaf, Peygamber efendimize (sav) 23. yılda peyder pey indirilmiş, her ayetini bu dinin şanlı peygamberi en güzel şekilde sahabesine izah etmiştir. İslam şeriatını kabul eden her mü’min teker teker gelip peygamber efendimize (sav) *beyat* etmiş, Allahın dininin hayata hakim olması hususunda söz ve ahit vermiştir. İslam dininden uzak bulunan, başka kültürlerin esirleri beyinsel olarak yabancı örf, adet, gelenek, görenek ve anane’den beslenen, İslam şeriatının cahilleri beyat kültürü ile alay edip, müslümanı yobaz, Sığ görüşlü, düşüncesini kiraya vermiş, bireysel yeteneklerden yoksun, kendi kendine yetmez kapasite kıtlığında ve yetersiz görebilir. Halbu ki, mü’minler teslimiyet ve itaat şuurunun bilinciyle hareket eder. Ğayrısı mümkün değildir. Rabbimiz Enfal suresi ayet. 64. te mealen şöyledir:***Ey peygamber, sana da, iman sahiplerinden sana uyanlara da Allah yeter…***Demem o ki müslümanın her ameli kur’an ve sünneti seniyye ye dayanmaktadır…
Her inancın, kültürün, her literatürün kendi içerisinde belirli özelliği vardır. İslam şeriatında *ıstılah* yani dini manâ kavramına çok önem verilmiştir. Allah ve peygamber inancı diğer kültürel inançlarla çarpışan, bilgi kirliliğiye yetişmiş, kafa karışıklığı son raddeye ulaşmış, her ideolojiden azami etki altında kalan, edebiyatı kuvvetli sanılıp, gördüğü her şemsiyeyi sığınak zanneden, daha hristiyan, yahudi, şintoist, budha ve diğer kültürlerden yeterli birikimi sağlayamayan, her esen rüzgarın önünde bilinçsizce savrulan, okuduğu kendi düşünce yapısına uyğun yazarların sapık fikirlerini bayraklaştıran, avara kasnak misâli her ilimden haberdâr olduğunu sanıp yarım bilginin buçuk ekseninde eriyen,fincancı dükkanına dalmış fil örneğinde olduğu gibi bulunduğu mekanı talan eden çeyrek dinlilerden *beyat kültürünü* anladığını sanmak saf dillik olur. *beyat kültürü* müslümanın en çok değer verdiği örnek ve önderimiz Peygamber efendimizin (sav) İslam dairesine giren kadın, erkek bütün müslümanlardan aldığı *sadakat yemini* hükmündedir. Biz bu kültürün mensubu olarak tabii ki; Cenabı hakka hâmd ediyoruz…
Kardeşlerim, *beyat*; kitap, sünnet ve sahâbei kirâm’ın icmâı ile sâbit olan salih bir âmeldir. Beyat eden insanlar Peygamber efendimizin (sav) yanına gelir sözleşme, anlaşma, muahede yaparken akitlerini kuvvetlendirmek için ellerini beyat ediyorum diye Peygamber Efendimizin (sav) eliyle birleştirip musafaha ederlerdi. Kadınlar ise, sadece söz ile, ahit ile anlaşma yapmış *beyat* yapmış kabul edilirlerdi. *Beyat* Peygamber efendimizin (sav) irtihâlinden sonra aynı şekilde işlerliğini devam ettirmiştir. Sosyal yaşantının en önemli bireyi olan insan, birbirleriyle olan ilişkilerinde ve siyasî otorite ile olan münasebetlerinde, sadece İslâm şeriatının hükümlerine Rrazı olduklarını ifade ederler. *Beyat* İhlâsa dayalı ortaya konulan bir akit, söz olduğundan dolayı aksi bir durum İslam şeriatının dışında kalır. Bilindiği gibi mü’minlerin kendi aralarından seçtikleri kendileri gibi inanan, kendilerinden olan siyasi otoriteye, halifeye itaat etmeleri *kati naslarla farz* kılınmıştır. Müslümanın ğayesi; Allahın dinini hayata hgakim kılma çaba ve gayreti olmalıdır. Biz bu itikadi kavrama *İlâyı kelimetullah* diyoruz… Rabbim İslam şeriatını hayatımıza aktarmamızda yâr ve yardımcımız olsun…
Sermedkadir…