İnsan için bu üç unsur çok çok önemlidir. Görme, işitme ve ilim öğrenme yeteneği insan unsuruna bağışlanan en temel niğmetlerdendir. Akıl niğmetiyle mücehhez olan bizler imkanlarımız ölçüsünde dinimizi anlayıp, kavrayıp, hayatımıza aktarmak mecburiyetindeyiz. Bu belirğin bir sorumlululuktur. Dünya hayatını ahirete tercih edenler sınıfına giren *din körleri* kapsamına girmek istemiyorsak, islam şeriatını bırakıp, Allah korusun sadece dünyamızı mâmur etme gayretiyle yaşıyorsak bilelim ki yanlış yoldayız. Yanlış yolda ısrar etmek ahmaklıktır. Karakteristik özelliği münafıklık olan dine şaşı bakanlar öyle bir zaman gelir ki; tamamıyla körleşir, zifiri karanlığın dip çukuruna gömülürler. Vehbe Zuhayli bu konuda tefsirinde diyor ki; *Münafıkların niteliği işte böyledir. Onlar önce iman ettiler. Ama ateş yakanların ateşin ışığında aydınlandıkları gibi iman bunların kalplerine aydınlık verince kâfir oldular. Allah da onların nurlarını giderdi…*Rabbimiz, Bakara suresi ayet. 18. de mealen şöyle buyurmaktadır:***Onlar sağırdırlar, dilsizdirler, kördürler. Artık hakka dönmezler…*** Demek ki bu duyularla hakka dönmemiz insani bir mecburiyet olmaktadır…
Son istatistiklere bakıldığında;Türkiyede insanlar dine eskisi kadar itibar etmiyorlarmış, ateizm, satanizim, deistlik, ideoloji ve gizli açık dinsizlik hastalığı…ibadetlerin ağır görülmesi ekonomik sıkıntılar dini zaafları artırıyormuş. Şurası bir gerçektir ki; mesuliyet, sorumluluk, mükellefiyet bilincinden yoksun yaşayanlar mutlaka kaybedenler sınıfına yazılacaklardır. Çünkü biz müslümanlar *akıl baliğ* yaşından itibaren; akide, kaide, kural, yasa, kanun, vecibe olarak manevi bir atmosferin içine dahil oluyoruz. Mükellef olma fiillerimiz vardır. Hayvanlar gibi başıboş olmadığımız gibi; düşünme, tefekkür, tahlil etme, iyiyi kötüden ayırma, cuzi irade kullanımı, Allahu teâlanın yaratığı kainatta olup bitenleri araştırma, hiç bir şeyin kendiiliğinden olmadığını, akla gelen her ne varsa tesadüfle izah edilemeyeceğini, on binlerce yıllık yazılı tarihi geçmişi tahlil etme yeteneğinin insansa olduğu gerçeğini ve bu hakikatlere biğane kalamayacağımız realitesini ancak insanlık şuur, bilinç ve yeteneğine borçluyuz. Görmedim, duymadım, bilmiyorum ifadeleri bizleri ancak münafıklık, yalancılık, sahtekârlık konumuna oturtur…
İslam dininin müntesibi olmamız neyi gerektiriyorsa, şeri deliller bize neyi hatırlatıyorsa bağlılığımız esastır. kitap bizlere neleri emrediyor, sünneti seniyye bu konuları nasıl anlatmış, uygulamış, Peygamber efendimizden (sav) ders alan arkadaşları icmaa diye öğrendikleri hakikatleri nasıl gerçekleştirmişler, etbai tabiinden sonrakiler; mezhep imamları kıyas hususunda bizlere hangi dini kolaylıkları sunmuşlarsa şükürler olsun ki hepsine ulaşma imkanımız günümüzde ğayet kolaydır. Bilgi edinme, öğrenme, okuma, insan olma hasletlerinin yerine getirme hususu göz ardı edilecek bir olğu değildir. Ancak dinsizlik akımına kapılanlar, münafıklar kendilerini sorumsuz olarak nniteleyebilirler bu tür uyğulama yanlışları ise insanları bulunmuş oldukları makamdan hayvanlardan daha aşağı derekelere indirir. Dereke aşağıların, aşağısı, çukurların en dibidir. Yani derece ile dereke arasındaki fark uçurumlar kadar fazladır. Kafirlik, reddiyecilik, her ilahi hükme itiraz, İslam şeriatında iman edilmesi zorunlu olanlara körlük illetiyle yaklaşanlar en aşağı derekenin dibini boylayacaklardır…
İnsanlığın, yaşadığı dönem içinde vakit varken, nefes alıp veriyorken, dosdoğru yol diye izah edilen sıratı müstakime dönüp, *din körlüğü* illetinden kurtulması elzemdir inancındayız. En çok ifade ettigimiz sözlerden birisi; *zaman çok çabuk geçiyor* sözüdür. Allah rızasını eğer doğru anlamış isek; bu kısa zaman dilimini Allahın razı olduğu şekilde geçirmeye ğayret edip, *din körlüğü* İlletini yenerek Allahu teâlanın razı olduğu kul, Peygamber efendimize (sav) ise yaraşır bir ümmet olma sıfatına haiz olmaya gayret edelim. Akıl niğmetini doğru yerde yani nakil ile birlikte ifade edelim, hakikate yönelelim. Tirmizi’de bizlere ulaştırılan hadis mealen şöyle:**Başınıza şu yedi şey gelmeden güzel işler yapmakta acele ediniz: kişiyi unutturucu kılan fakirlik, azdıran zenginlik, bozan hastalık, bunaklık derecesinde yaşlılık, âniden gelen ölüm, beklenenlerin en kötüsü deccâl ve hepsinden daha şiddetli ve acı olan kıyamet…**Din körlüğünü, sağırlığı ve kendimizi aptal yerine koyma fiillerinden artık vazgeçelim…
Sermedkadir…