Sebat kavramı: Kararlı olma, sözündede durma, ahde vefa etme; bir konuda iyi düşündükten sonra verilen karardan dönmeme. İtidal, istikrar, orta yolu tutmak, kararlılık, iki dairenin birleşme noktalarının her biri, iki hal arasında orta oluş, orta halde bulunuş, uygunluk, biçimlilik kelimeleri bir şekilde sebat kavramını anlamamıza yardımcı olan söz ve terimlerimizdir. Dilimizde, itidal; aşırı olmama durumu, ılımlılık, ölçülülük, soguk kanlılık, kendini aşırılığa kaptırmamak gibi manalara gelen bir sözcüktür. Her şey zıddı ile kaimdir sözü çok önemlidir yani zıddı ile bilinen sözlerden sebata zıt bir sözcükte fesat sözcügüdür. Bilindigi gibi Fesat kavramıda ifade edilirken: Bir şeyin itidal ve ölçüden dışarı çıkmasını anlatır fesat kavramında bozgunculuk ve aşırıya kaçma, sebat teriminde ise orta yolu bulma ve o kararda devam etme hali geçerlidir. Fesatta anarşi ve yıkıcılık vardır. Müslüman birey her zaman diliminde iradesine sahip olmasını bilmeli hareketlerini ona göre ayarlamalıdır. İrade ile ilgili olan bu fazilete sahib olmak büyük bir meziyyettir…
Rabbimiz İsra suresi ayet. 73,74. de mealen şöyle buyurmaktadır:***Ey Muhammed! Seni, sana vahy ettiğimizden ayırıp başka bir şeyi Bize karşı uydurman için çağrışırlar. O zaman seni dost edinirler. Sana sebat vermemiş olsaydık, andolsun ki, az da olsa onlara meyledecektin…*** Bu ayetler hakkında tefsir ulemamızın izahlarına baktığımızda görürüz ki; kâfirlerin, müşriklerin bitmeyen tuzaklarına, komplolarına karşı peygamber efendimiz de uğramış her türlü fitne, fesat, desise ve yalan yanlış sözleriyle Peygamber efendimizi (sav) etki altında bırakmak istemişlerdir. Rabbimiz şanlı elçisini bu ayetlerle uyarmış ve dikkatli olmasını sağlamıştır. Rabbimiz, onlar seni sana vahy ettiğimizden koparmak istiyorlar. Seni vahyin dışına çıkarmak istiyorlar. Seni sana vahy ettiklerimizi bırakıp başka şeyleri bize karşı uydurmaya çağırıyorlar. Eğer sen, Bizim gönderdiğimiz bu âyetlerin, bu vahyin bir kısmını terk edersen, bir kısmının dışına çıkarak onların hevâ ve heveslerine tabi olursan o zaman seni seveceklerini, seni kabulleneceklerini söyleyerek seni saptırmak istiyorlar.
Tamam ey Muhammed, biz de kabul edeceğiz, biz de müslüman olacağız ama şunları, şunları demeyeceksin. Bize karşı şunları, şunları uygulamayacaksın yollu kafa karışıklığını ilka etmek istiyorlar. Bunun adı fitne ve fesat tohumları ekme çabasıdır. Kişiyi dogru yoldan, istikametten saptırıcı çıkış az da olsa çok ta olsa fesat diye ifade edilir. Olumsuzluk ifade eden bir haldir iyiyi, güzeli yapmamız gerekeni ise yapıcılık, düzeltme, ıslah etme, iyiye güzele götürme durumunda salah diyoruz, bozuculukta, yıkıcılıkta, istikametten ayrılışta ise fesat sözünü kullanıyoruz. O yüzden fesatta bir çirkinlik ve Sebatta bir güzellik vardır, sebat ehli der demez anında benimseriz ve severiz…Sebat ahlâkî faziletlerden biridir. Sebat ve metanet; herhangi bir konuda iyice düşündükten sonra verilen karardan asla bir daha dönmemek demektir. Bu fazilete sahip kişiler sözünde sâbit ve görüşlerinde kuvvetli, işlerinde cesur ve yürekli kimselerdir. Sebat ve metanet sahipleri yapacakları işleri önceden iyi düşünür, lehinde ve aleyhinde olan bütün sebepleri karşılaştırıp ölçer, tercih sebeplerini bularak karar verir; böyle verilmiş karardan da artık dönmezler…
Meselâ mekke müşrikleri diyorlardı ki; cihaddan söz etmeyeceksin. Bu devirde olmaz böyle şey. Veya namaz sorumluluğundan bizi kurtaracaksın. İçkimize, kumarımıza karışmayacaksın. Zinamıza, fuhşumuza ses çıkarmayacaksın. Ekonomimize, hukukumuza, eğitimimize ilişmeyeceksin. Düzenimize, devletimize göz yumacaksın. İlâh olarak, sözü dinlenecek varlık olarak sadece Allah demeyeceksin. Çünkü bizim Allah berisinde hayatımızda söz sahibi kabul ettiğimiz, yasalarını uygulamaya çalıştığımız tanrılarımız var, siyasîlerimiz var, heykellerini dikip önünde sayğı ile eğildiklerimiz, egemenlerimiz var, Lât’ımız, Menat’ımız, Uzza’mız, yönetmeliklerimiz, yasalarımız, âdetlerimiz, törelerimiz var. Hayatımızın bazı alanlarında Onun isteklerini de yerine getirelim. Ama hayatımızın öteki alanlarında öteki tanrılarımızı da dinlemek, onları da razı etmek zorundayız. Yâni biraz sen bize taviz ver biraz da biz sana taviz verelim. Sen bizim hayatımızı kabullen biz de seni sevip sayalım. Hayatımıza senin İlâhın da egemen olsun, bizim İlâhlarımız da egemen olsun diyerek haince fikirlerle, alçakça tekliflerle Allah’ın Resûlünü fitneye düşürmeye çalışıyorlardı da; Rabbimiz bu konuda çok sert bir dille elçisini isra suresinde uyarmıştır. Mü’minler için de aynı uyarı bugün de geçerlidir…
Sermedkadir…