ADAM KAYIRMA ZAAFI…

Adam kayırmak, başkası için aracılık yaparak ona hakkı olmayan bir şeyin verilmesi için çalışmak, İslâm Şeriatında kötülenen ve terkedilmesi istenen davranış şekillerindendir. Peygamber efendimiz (sav) haksız yere aracılık yapmayı yasaklamıştır. Âîşe validemizin rivayetine göre, Kureyş’ten sayğın bir kadın hırsızlık yapmıştı. Peygamber efendimize (sav) bir aracı göndererek, cezalandırılmasını engellemek istediler. Bu iş için de Peygamberimizin çok sevdiği Zeyd oğlu Usame’yi aracı yaptılar. Üsame, gelerek kadının affedilmesini istedi. Peygamber efendimiz(sav), **Ya Üsame, Allah’ın hadlerinden bir cezanın uygulanmaması için şefaatte mi bulunuyorsun dedi ve topluluğa şöyle buyurdu: Ey insanlar… Sizden öncekiler, şerefli bir kimse hırsızlık yapınca, onu serbest bırakmaları, zayıf bir kimse hırsızlık yapınca ise ona haddi uygulamaları yüzünden sapıttılar. Allaha yemin ederim ki, eğer Muhammed’in kızı Fatıma hırsızlık yapsaydı, Muhammed O’nun da elini keserdi…** Bu hadise İslam dininin iltimas olayı hakkındaki kesin, k^ti hükmünü, tavrını ortaya koyan en güzel misâllerden birisidir…

Akla gelen bütün sistem, metod, usül, sistem ve yönetim şekillerinde belirlenmiş kanun, yasa vardır. Şayet bu tür belirlenmiş düzen ve nizamları uygulama zemininden uzaklaştırırsak neticede ancak kaos diyebileceğimiz karmaşa hakim olur. Sözünü kıramayacağımız bir şahsın ricasını, dileğini, isteğini ötelemeyi beceremediğimizde bu yıkıma bizler de ortak oluruz. Bir yakınımızı kayıracağız derken, binlerce masumun hakkını yediğimizi düşünürsek olayın ne hadar ciddi boyutlara varacağını düşünebilmeliyiz. Bir yakınımızın eline makam ve mevkiimizi belirten kartı verip *hâmili kart sahibi yanınımdır* yazılı imzamız bizi çok büyük sorumluluğun, mesuliyetin tarafı yapmaktadır. İnsanlar günlerce, haftalarca, aylarca belki de yıllarca aynı mesleğin elemanı olabilmek için emek sarfederken iltimas, adam kayırma zaafı kolay yodan tercih sebebi olmaktadır…Sahihi Buhari’de bizlere ulaştırılan bir hadis mealen şöyle:**Emanet zayi edildiği vakit kıyameti bekle… Bunun üzerine bedevî, “Emanetin zayi edilmesi nasıl olur yâ Resûlallah?” diye sorunca, Hz. Peygamber, “Yönetim, ehli olmayan kimseye verildiğinde kıyameti bekle.” buyurdu…**

Liyakat, Ehliyet, Emanet ne kadar güzel içimizi ısıtan kavramlarsa; *iltimas, adam kayırma* sözleri de  o kadar itici, yaralayıcı, bozuk anlayışın ortaya koymuş olduğu çirkinliktir. *adam kayırma* diye ifade edebileceğimiz *iltimas* haklı olanın hakkını alıp, şuursuzca bir başkasına sunma eylemidir. İltimas olayında; Bilgi, birikim, beceri, yetenek, üstün vasıf, uzmanlık gibi kavramlar gözetilmediği gibi, her ne olursa olsun sevilen bir şahsı rastgele bir işe yerleştirme, sözünden çıkılamayan bir yakınının tavsiyesi ya da ricası doğrultusunda hareket ederek önemli bir makamı lâyık olmayan kişiye peşkeş çekme hadisesidir. İslam dininin yasaklamış olduğu bu tür davranışlar sadece bireyi değil toplumun hepsini ilgilendirdiğinden dolayı yapılan yanlışlık affedilemez vehamette gaflet hâlidir… Rabbimiz Nisa suresi ayet. 85. te mealen şöyle buyurmaktadır: ***Kim iyi bir işe aracılık ederse onun da o işten bir nasibi olur. Kim kötü bir işe aracılık ederse onun da ondan bir payı olur. Allah her şeyin karşılığını vericidir…***  Rabbim, bizleri başkalarının hakkını gasp edenlerden eylemesin…

Kardeşlerim, ehil olmadığını bile bile adam kayırmak, İstenilen vasıfları taşımadığını yakından bildiği hâlde ısrarla o şahsın safını tercih etmek, haksız olduğuna şahit olduğu hâlde, haksız olana yardımcı olmak, beceri, yetenek ve işe elverişli olmadığı bir kimseyi her şeye rağmen o konuma getirmek… İadam kayırma eylemi, iltimas olayının örneklerindendir. İiltimas görüldüğü gibi, hak gaspı taşıyan, çirkin bir faaliyete ortaklık etmektir. *Adam kayırma, iltimas* İslâm toplumu ve İslâm devleti bünyesinde sosyal dayanışmayı, insanlar arasındaki güven duygusunu yok eden bir illettir. Bu illet, aynı zamanda, zulüm ve adâletsizliğin artmasına sebep olur. Bu yüzden Müslümanlar her hangi bir sebeple İltimas bekleyen zillet sahibine aracı olmamalıdır. Ayrıca, adam kayırma müracaatı sergileyen kişilere karşı da kesin ve net tavrını koymalı başkasına kötü bir şefaatte bulunmamalıdır. Emaneti ehliyet sahiplerine, liyâkat ehline, lâyık olana vermek, adalet sahibi insanların değişmez tavrıdır. Velhasılı kelâm; Makamın gerektirdiği ehliyetten yoksun insanların zararı sadece kendisine değil, bütün topluma olacağı açıktır…

Sermedkadir…

Schreibe einen Kommentar

Deine E-Mail-Adresse wird nicht veröffentlicht. Erforderliche Felder sind mit * markiert