İDRÂK YETENEĞİ…

Olaylara ve İnsanlara bakmanın en güzel tarafı; Kur’an ve Sünneti seniyye çizgisinin sınırlarını aşmadan sıratı müstâkim diye tarif edilen dosdoğru yolu takip etmekten geçmektedir. Bu bakımdan irdelediğimizde idrâk yeteneği ve basiret niğmeti Rabbimizin bahşettiği İlahi bir nur özelliğini taşır. Mukaddes kitabımız insanlardan her hangi bir şey istemeden önce doğruyu, yanlışı, güzeli, çirkini, haramı helâli öğretir daha sonra hak olan nedir, batıl neden reddedilir izahı yapılır. İdrâk yeteneği ve basiret olayı akıl niğmeti ışığında, gönül gözünün filtresinden geçirilen her ne varsa her zaman doğruya, iyiye, güzele yönlendirme ameliyesidir. *basiret* Hakkı batıldan ayırma, birilerinin göremediği detayları ihatalı bir şekilde berrak süzgeçten geçirme, tabir caizse; nesne’nin iç yüzüne vakıf olma özelliğidir. Rabbimiz, Casiye Suresi ayet. 20. de mealen şöyle buyurmaktadır:***Bu Kur’an, insanlar için basiret nurları, kesin olarak inanan bir toplum için hidayet ve rahmettir…*** Rabbim, idrâk yeteneği gelişmiş, basiret ile bakan kullarının sayısını artırsın…

Kur’an ve Sünneti seniyyeden bağımsız hareket etmemek kaydıyla; Kâlp gözlerinin de açık olduğuna inandığımız insanlar her zaman özel bir ilgiye, sevgiye, muhabbet ve hürmete mazhar olmuşlardır. İdrâk yeteneği her insanda farklı olduğundan dolayı ufku geniş, düşünme, anlama, izah etme kabiliyeti bazılarına diğerlerinden daha da geniş yetenekler verildiğini ğıpta ile izleriz. Zeka seviyemiz her birimizde aynı olmayabilir, doğru, hakiki, gerçeğe uygun söz, fiil ve hareket etme erdemi, salim akıl süzgeciyle meseleleri irdeleme hassasiyeti bütün insanlığın yararına olacak güzel bir nimettir. Bu ve buna benzer özellikleri sarih olan kişilere basiret ehli diyoruz, Gönül gözü açık olan muhterem zevatın, tarihin her döneminde yaşayıp insanlık adına yararlı kararlar vermesi tabiiki bizleri beşeriyet adına mutlu etmiştir. Basiret duyğusunun berrak göz süzgecinden geçtikten sonra kâlp gözüyle de keşfedilmesi olayı Rabbimizin hediyesi, bağışı ve nimetidir diye inanıyoruz…Rabbimiz Enam Suresi ayet. 104. te mealen şöyle buyurmaktadır:***Doğrusu size Rabbiniz tarafından basiretler idrâk kabiliyeti verilmiştir. Artık kim hakkı görürse faydası kendisine, kim de kör olursa zararı kendinedir. Ben üzerinize bekçi değilim…***

Bakma ve görme ameliyesi her insanda farklılık arzeder. Zihni açık, kâlp gözü daha derinlere nüfuz eden, her hangi bir şeyin içini dışını ortaya sererken idrâk kabiliyeti gelişmiş, berrak bir ruh haliyle bakma yetisi insanları mutlaka gaflet karanlığından kurtaracaktır. Herkeste kâlp vardır lâkin onunla fıkıh edemeyenler, anlamayanlar ya da anlamak istemeyenler, kavramak yeteneğinden uzak olanlar, Kâlplerini iyilik yönünde kullanmaktan kaçınanlar, kâlplerinin normal işleyiş fonksiyonuna izin vermiyenler, Kâlplerini Allahu teâlanın ayetlerini anlamaya yöneltmeyenler, kâlplerini dışa açılan iki pencere mesabesinde olan gözlerini ve kulaklarını Allahu teâlanın âyetlerinden uzak tutmaya çalışanlar, gerçeği, hakikati saklıyanlar…Evet bu tür ibnsanlar da basireti bağlanmış zavallılardır. Rabbimiz Araf Suresi ayet. 179. da mealen şöyle buyurmaktadır:***Andolsun, biz cinler ve insanlardan birçoğunu cehennem için yaratmışızdır. Onların kalpleri vardır, onlarla kavramazlar; gözleri vardır, onlarla görmezler; kulakları vardır, onlarla işitmezler. İşte onlar hayvanlar gibidir; hatta daha da şaşkındırlar. İşte asıl gafiller onlardır…***

Kardeşlerim, Rabbimiz çoğu ayetlerde bizlere hitab ederken, akıl niğmetine vurğu yapmakta, düşünme duyğumuzu geliştirmemizi buyurmakta, idrâk yeteneğimizi açık bulundurmamızı emretmekte, fikirlerimizi beyân ederken kainata göz gezdirip yaratılan her ne varsa ibret nazarlarıyla bakmamızı istemektedir. Basiret ile iman birbirleriyle yakınlığı olan güzellikler bütünlüğüdür. Gönül gözü açık olan insanlar Allahu teâlanın insanlar için, Peygamberleri vasıtasıyla gönderdiği dine sımsıkı sarılmayı kendilerine vazife bilirler, Allahın dininden sorumlu, mes’ul olduklarını hiç bir zaman akıllarından çıkarmazlar. İslam dini önce iman etmekle başlanıp sonra Kur’anı kerimin iki kapağı arasında ne kadar hükümleri varsa eksiksiz riayet etmeyi beraberinde getirir. Cenabı hak cümlemizi basireti kapalı, idrâk kabiliyeti gelişmemiş olanlardan eylemesin. Allahu Tealanın indirdiği hükümlere, kural ve kaidelere harfiyyen uyan, Peygamber efendimizin (sav) sünneti seniyyesine bağlı kalanlardan eylesin…

Sermedkadir…

Schreibe einen Kommentar

Deine E-Mail-Adresse wird nicht veröffentlicht. Erforderliche Felder sind mit * markiert