Geçmişi unutmadan, geleceğe ümitle bakmak şiarımdır. Millet olarak; örf, anane, gelenek, görenek, tarihi geçmişimiz bizleri millet yapan unsurların başında gelir. Bu gibi değerlerimizden teker teker koptukça ne yazıkk ki, kendi kendimizi dahi tanımakta zorluk çekeceğimiz aşikârdır. Anane’lerimiz günden güne yok oluyor. Aslında bu değerlerimizle beraber bizler de kendi kendimizi yokmu sayıyoruz acaba? İnançta, kültür’de, sanatta, edebiyat’ta ve kısaca bir Milleti millet yapan temel değerlerde intihâlci, kopyeci, manda’cı bir anlayışın esiri mi olduk acaba ? Bizim diyeceğimiz değerlerimiz kalmazsa işte o zaman tamamiyle kendimizi boşlukta bulacağımız yıllar çok uzak değildir Allah korusun. İnanmayan son 100. yıllık yakın tarihimizde gerçekleştirilen devrim yıkıcılığına bir göz atsın. Daha 10. yıl geçmeden mukaddesat, maneviyat diye bir şey bırakmadıkları görülecektir. Camii’ler, medreseler, 630. yıllık birikim neredeyse har vurulup harman savrulup yerine çıplak heykeller dikildiğini görürüz. Allah, peygamber, Kur’an, Sünneti seniyye ye yabancı kalırız…
Devrimciliğin özünde geçmişi yıkmak, silip atmak, eskiye ait ne varsa devirmek, Mâzi derinliğinden kopuk yaşamak vardır, Geçmişimizden habersiz bir şekilde hayata atılmak, Binlerce yıllık Tarihimizden, kültürümüzden, medeniyetimizden sıyrılıp bambaşka mecra’lara kürek çekmek, Ata’larımızı, Ceddimizi, tarihin dipsiz kuyularına gömüp ayrı ve aykırı Ulus’lara gıpta etmek ne yazık ki; bizleri asıl benliğimizden, konumumuzdan çıkarıp başka Ulusların, diğer toplumların hizmetkârı, peyki, her çektiği yere götürdüğü itaat elemanı olmaktan öte başka bir işe yaramayacaktır. Müslüman güzel âdet’lerini korumak zorundadır. Müslüman toplumun örfü geleceği ile kaynaştırılıp, daha iyiye, güzele ve bu milletin hayrına olacak faziletlere yön vermelidir. Müslüman Türk toplumunu tarihin hangi döneminde olursa olsun belli edecek ananeleri inancından kaynaklanan özellikleri yaşatılmalı, gençlerimiz geçmişinden utanmadan, şeref, onur ve haysiyetiyle güzelliklerine sarılabilmelidir. Yoksa sarılacak, asimile olacak başka kültürleri bulması kaçınılmazdır…
Unutmayalım ki; örf, adet, gelenek ve göreneklerimiz binlerce yıl toplumumuz içerisinde denenmiş, sınanmış, tecrübe edilerek gelecek nesile bir canlı miras olarak bırakılmıştır. Sahip çıkanlara ne mutlu… Rabbimiz A’raf Suresi ayet. 7. de mealen şöyle buyurmaktadır: ***Onlara, tam bir bilgiyle her şeyi nakledeceğiz, bizim bulunmadığımız bir zaman, kaybolduğumıuz bir vakit yoktu ki…***Her zaman ve daima içinde huzurla yaşadığımız; Ümmet birliği, vahdet gerçeği, Millet ayrıcalığı, Ulus farklılığı… her ne ise tanımladığımız kişilik, kimlik ve statümüzü vahdet, birlik, bütünlük şemsiyesi altında muhafaza etmek gaye’lerimizden birisi olmalıdır. Müslüman Türk; tarih boyunca izzetiyle yaşamış bir millet olarak zillet batağına düşmeyi haysiyetine, şerefine zül saymış, bağımsızlığı, özgürlüğü, hürriyeti esas alan siyasi, kültürel, ve askeri geçmişiyle tertemiz bir miras bırakmıştır. Başka milletlerin örfünü adedini yaşantı biçim ve şekilleri benimsemek onlar gibi yaşamak kendi özüne ve geçmişine ihanettir…
Peygamber efendimizin (sav) tedrisinden, eğitiminden, tahsilinden bilgi edinmiş olan; raşit halifeler başta olmak üzere, Müslümanın idarecilik, siyaset, öncelikle insan unsuruna vermiş oldukları değer açısından kıymetli görüşleri ve mantıklı projeleri kısa denilecek zaman zarfında 3. kıtanın büyük bir bölümünde adalet ile hükmetmeyi bilmişlerdir. Ama bu arada bir önceki idarecinin yaptığını yıkarak değil, o yapıya ilave çalışma ve gayretlerle devam ederek, planı, projeyi, geliştirerek, daima ülke insanının menfaatlarını ön planda düşünerek hareket edenler isabetli idareciliğini İslam şeriatına bağlılıklarıyla da isbat etmişlerdir. Demek ki, özümüzü kaybetmeyecegiz. Öz’ünü kaybeden benliğini de unutuyor uydum kalabalığa tarzını benimsiyor. Çok zaman geçmeden de ecnebilerle arasındaki farkı kapattığını zannediyor. Ama aslında kendisi o kalabalık içinde kayboluyor. Müslüman günü kurtarma çabası ve gayreti ile her gördüğü tarzı, stili, usul ve metodu taklid edeceğim derken kendi değerlerini kaybetmemeli. İnsanımız, tedbir’lerinde isabetli olmalı. İnancıyla barışık yaşamalıdır…
Sermedkadir…