TOPLUM BİR ANDA ÇÖKMEZ…

Tanınmış bir yazarın sözü günümüz Türkiyesini anlatıyor sanki; *Bazı toplumlar bir anda çökmez, Önce vida’ları gevşer…* İster insan bedeninde olsun, isterse toplumların bünyesinde olsun her zaman iyilerle kötülerin çatışması vardır. Sıhhatli bir vücutta iyi hücrelerin, hastalıklı bir beden de ise kötümser hücrelerin galip geldiğini okuruz. Zaten günümüzün en belalı hastalığı olan kanser illetinde kötümser ya da ölümcül hücrelerin bedenimizi sardığını duyarız. İşte bu durum bedenimizin çöküş, iflas bayrağını çektiği andır, yapacak bir şeyin olmadığı zaman dilimidir. Toplumlarda belli saiklerle ayakta kalırlar. Özgürlük, bağımsızlık, ahlâki değerler, iffet, namus, şeref, dini ve milli özellikler…gibi hasletlerimiz bizleri ayakta tutan manevi dayanaklarımızdır. Rabbimiz, Tevbe suresi ayet. 31. de. Mealen şöyle buyuruyor:***Yahudiler, Allahı bırakıp bilginlerini, hahamlarını; Hıristiyanlar da rahiplerini ve Meryem oğlu Mesîhi, İsa’yı rabler edindiler. Halbuki onlara ancak tek ilâha kulluk etmeleri emrolundu. O’ndan başka tanrı yoktur. O, bunların ortak koştukları şeylerden uzaktır…***Yol’dan, Ray’dan, Rota’dan çıkan ancak bilinmezliğe savrulur…

Edebi sözün üzerimizdeki kalıcı etkisi bilinen bir gerçektir. Dilimize gelen sözleri tartmadan ağzımızdan kaçırırsak, çok vahim sonuçları olacağını mutlaka düşünmemiz icap etmelidir. Benim huyum böyle istediğim yerde arzu ettiğim gibi davranırım pervasızlığını sergileyenler, freni patlayan ağır vasıtalar gibi günü gelir kendilerini uçurumun dibinde bulabilirler. Kendimize yapılmasını hoş karşılamadığımız davranış, söz ve hareketi bir başkası üzerinde denemek edeb sınırlarını zorlamayı beraberinde getirir. Tabii ki, ağzı bozuk, küfürcü, sinkaf etmeden laf söylemeyen kişiyle yarış içerisine girecek değiliz lâkin hangi makam, mevkii ve gücü temsil ederse etsin muhatabımız da ahlâki tutarsızlığını bizim üzerimizde sınama hürriyetine sahip olmadığını bilmelidir. Sözlü tenkid sahibini kafakola alıp, kulağına en galiz küfürleri seslendiren şahıs insanlık haysiyetini yerle bir etmiş çamurlaş demektir. Genel mânada dejenere olmuş bir toplumdan insanlığa fayda gelmeyeceği açıktır. Şikayet ve sızlanmalarımız ne yazık ki birbirimize olan menfi davranışlarımızı gidermiyor…

İslâm dini ahlâki kural, kaide ve uygulamalara çok değer vermiştir. Allahu teâla tarafından vahiy yoluyla Rasullerine, Nebi’lerine ulaştırdığı, Peygamberlerin de ümmetlerine vaaz, öğüt ve nasihat yoluyla birebir yaşayarak ulaştırdıklar güzellikler ve özellikler ahlâki kurallarla belirlenmiştir. Ahlâki değerlerin dejenere olduğu, yozlaştığı, unutulduğu, ortadan kaldırıldığı toplumlarda şeytanın cirit atmasına gerek yoktur çünkü iblis o toplumun mukaddes değerlerini yerle bir ederek, bozarak asıl ğayesine ulaşmıştır. Sözün, sohbetin, muhabbetin azaldığı, insanların neredeyse kendi başına kaldığı bir dönemi idrâk ediyoruz. Söz, fiil ve davranışlarımıza biraz daha itina edelim. İtidâli elden bırakmamaya gayret sarfedelim, muhatabımızı lâflarımızla ezme iştiyakinden vaz geçelim. Kötü söz sahibinindir denilmiş, örneğimizi aşırı uçlardan değil Kur’an ve Sünneti seniyyeden alalım. Toplumun yozlaşması, çürümesi, başka milletlere benzeyerek içinde erimesine asimilasyon diyoruz. Eğer asimile olmak istemiyorsak bizi biz yapan unsurlara sımsıkı tutunmalıyız…

Huyu, mizacı, seciyesi, ahlâki zaafları, edebi düşüklüğü,karakteristik özellik kaybı zirve yapmış, beden ve ruh yapısı çürümeye yüz tutmuş, dini değerleri, mukaddesatı anlamaktan uzak, terbiye sınırlarını hiçe sayan, ne kadar büyük yalan söylerse muhatabını o ölçüde susturacağını zanneden ahlâki dejenerasyona uğramıi tipler bu milletin bağrındaki çıban gibidirler. Ağzından çıkan lâfı kulağı duymayan zevat, tahmin edemeyeceği oranda karşılık bulacağının hesabıyla konuşmalıdır. Günümüz insanı modern çağda nezaket, nezahat, rikkat, kibarlık, letafet…şurda dursun git gide kabalaşmakta, daha da çirkin söylemler arayışı içerisine girmektedirler. Biz bu çabaya ahlâki dejenerasyon batağı diyoruz. Bazı kişiler ileri yaşlarda da olsa şımarık karakterlerinin esiri olmaktan kurtulamıyor İslami kurallar, Edebi kaideler, Vahiy yoluyla belirlenmiş davranış biçimleri, Ayetlerden ve Sünneti Seniyye’den öğrendiğimiz Adabı muaşeret, toplum içerisinde yaşanılan örf, adet, gelenek ve yerleşmiş anane’lerimizden uzaklaştıkça insanlıktan da uzaklaştığımız gerçeği aklımızda bulunmalıdır. Yoksa yavaş yavaş çöküşe manevi vidaların gevşediğine şahit olmak uzak olmasa gerek…

Sermedkadir…

Schreibe einen Kommentar

Deine E-Mail-Adresse wird nicht veröffentlicht. Erforderliche Felder sind mit * markiert