İyiliğin karşılıksız bir özel uyğulama olduğunu hesap edemeyenler muhatabını beklemediği bir zaman diliminde yapmış olduğu bir hareketi gözüne gözüne sokarak, *hakkımı helal etmiyorum.*diyerek minnet duyğusunun köşesine sıkıştırırlar. İnsanlar arasındaki iyilik etme duygusu, yapılan bir iyiliğin altında kalmama arzusu, yerinde, zamanında, ihtiyacı varken bir dost elinin uzantısı, derdini kimselere açamazken karşılıksız, hesabını kitabını yapmadan yardım talebini geri çevirmeyen birinin varlığı; aradan nice seneler geçse de, unutulamayacak *minnet* duygularıdır. Unutmayalım ki; güzel her yerde güzeldir, Çirkin ise ne kadar allayıp pullansa da, illa ki bir gün sırıtacak zamanı kollar. Minnet yapılan bir iyilik karşısında borçluluk duygusudur. Bu iyilik dostça, kardeşçe, sadece karşısındakine yardım maksadı taşıyorsa, iyilik yapılan şahıs kesinlikle bu yükün altında kalmayacak mutlaka eli rahatladığında borcunu ödeyecektir. İnsanlar genelde yardım ve samimi dostluk duygusu içermeyen ve ilerde yüzlerine çarpılan, hoş olmayan tavırlarla muhatabını ezen minnet duygusunun altında ezilmişlerdir…
Öyle zamanlar olmuştur ki; aç kalsa dahi nobran, nadan, duyarsız insanlardan iyilik ve yardım talebinde bulunmamışlardır. Zaten bir Müslüman iyilik yaptığının bilincinde ise yaptığı güzelliğin gevezeliğini yapmaz düşüncesindeyiz. Yapılan iyiliği seneler sonrası kişinin yüzüne vurmak o iyiliği bir bakıma karşılık, bedel, ödenmesi gereken maddi çıkar hâline getirir kio yapılan iyiliğin dile getirilmesi boş boğazlıktan başka bir söz kalabalığı değildir. En çok sevdiğimiz kimse annelerimiz olduğu hâlde bu sebeplerden dolayı belki onun bile kâlbini kırma noktasına gelebiliriz Allah korusun. Bir arkadaşım anlatmıştı; hoş olmayan tavırlarını gördüğünde anında *sütümü sana helâl etmem* dermiş. Bir gün o kadar bunaldım ki diyor. İki de bir cappul cuppul sütünü gündeme getirmesen olmaz helaâl etmezsen etme dedim diyor.Tabii ki bu örnek en uç nokta.Annelerimize söylenecek ve söylenmeyecek sözlerimiz olmalıdır. Yapmış olduğumuz fazilet, iyilik, güzellik, lütuf…Allah rızasını esas alarak yapılıyorsa o artık bizim özel ve güzel bir uyğulamamız olmuştur. O anda unutmak en iyi hareket olacaktır…
Eğer aklımızda başa kakma düşüncesi varsa baştan hata içerisindeyiz denilebilir. Çünkü o zaman mutlaka nefsi duygular araya karışacak, ben olmasaydım O zavallının hâli nice olurdu diye başlayan indi yorumlar bize büyüklenme, gurur ve kibir illetini yaşatacaktır. Birisine borçlu kalmak, her hangi birinin gölgesini üzerimizde hissetmek, şahsiyet, karakter ve seciyemizi rencide edecek birisine maddi ve manevi anlamda bağımlı olmak dünyamızı karartacak menfi hâllerdendir. Hele bir de gösteriş meraklısı, sonradan görme birisi ile münasebet kurmuşsak, ilişkimiz iyice karanlığa gömülmüş demektir. Halbuki bizler birbirimizi aydınlığa, güzelliğe, nurlu olana, ferahlayacağımız yöne iletmemiz imanımızın bizlere yüklemiş olduğu güzellikler olmalıdır. Rabbimiz Bakara Suresi ayet. 264. te mealen şöyle buyurmaktadır:***Ey iman edenler. Allah’a ve ahiret gününe inanmadığı halde malını gösteriş için harcayan kimse gibi, başa kakmak ve incitmek suretiyle, yaptığınız hayırlarınızı boşa çıkarmayın…***
Kardeşlerim, insanları minnet duyğusu içinde bırakmak, incitmek, ezmek gibi hareketler imanla asla bağdaşmayan davranışlardır. Bunlar İmandan kaynaklanan şeyler değildir. Çünkü iman, iman sahiplerini korumayı ve desteklemeyi emreder. İman, iman sahiplerinin imanlarını yaşayabilecek huzura kavuşturulmalarını emreder. İman, kendisinden kaynaklanarak yapılan amellerin boşa çıkarılmamalarını emreder. Rabbimiz gösteriş için yaşayanları, yaptığı iyiliği başa kakanları Allaha ve âhirete inanmayan insanların yanı başında zikrediyor. Eğer bizler iyilik etme fırsatı buluyorsak aynı zamanda Rabbimize şükretmemiz gerekmektedir. Eğer öyle bir fırsatı bulamasak o güzellikten mahrum olacaktık. Bu açıdan bakıldığında iyilik yapılana, söz, fiil ve hareketle baskı yapılmamalı, yapılan iyiliği başa kakmamalı, eğer ben olmasam yollu lüzumsuz egoistliğe sığınmamalıdır. *minnet* kavramında en ürkütücü, yaralayıcı, incitici hatta hakarete varan yapılan iyiliği yerle bir edici tavır, hayır ve hasenatı da alır götürür. Rabbim cümlemizi iyi insanlarla münasebet kurmayı nasib eylesin…
Sermedkadir…